SON YAZILAR

7 Mart 2017 Salı

İflas Erteleme Sürecinde A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeleri Kamu Borçlarından Sorumlu Tutulabilir mi?

Alo Sgk | 07:47 | | | | | |



İflas Erteleme Sürecinde A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeleri Kamu Borçlarından Sorumlu Tutulabilir mi?

Dünya Gazetesi


İflas erteleme sürecinde, ilgili mahkeme tarafından uygun görülen iyileştirme projesine göre ticari faaliyete devam edilmektedir. Süreç sonunda başarıya ulaşılabilir, ödemeler yapılabilir ve ticari hayata devam edilebilir. Öte yandan başarı sağlanamayarak iflas ya da konkordato sürecine de gidilebilmektedir. Mahkemenin verdiği erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takibin yapılamayacağı ve evvelce başlamış takiplerin duracağı; bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetlerin işlemeyeceği konu hakkında ki yasal düzenlemeler ile hüküm altına alınmıştır.

Diğer bir ifadeyle iflasın ertelemesi sürecindeki şirketlere (6183 sayılı Kanun kapsamında olan) vergi ve SSK borçlarından dolayı da takip yapılamamaktadır. İflas erteleme sürecinin uzaması durumlarında, Maliye Bakanlığı’nın ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun mevcut alacaklarını tahsil etmek amacıyla anonim şirketlerin yönetim kurulu üyelerine müracaat ettikleri görülmektedir.

Oysa VUK. 10. maddesi ve 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesinde “Tüzel kişilerle, küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanunî temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu kanun hükümlerine göre tahsil edilir.” hükmünü içermektedir. 6183 sayılı Kanun’un 3. maddesinde “tahsil edilemeyen ve tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı”nın ne anlama geldiği açık ve net bir şekilde açıklanmıştır. Vergi alacağının anonim şirketlerin yönetim kurulu üyelerinden tahsil edilebilmesi için kanun hükmünden kaynaklanan şartın gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Ayrıca ihtiyati tedbir kararı nedeniyle kurum borçlusu şirket hakkında takip yapılması da mümkün değildir. Davaya konu kurum alacağının kurum borçlusu tüzel şirketten tahsil edilememesi mahkeme kararı ve yasa hükmünden kaynaklanmaktadır. Çünkü; 506 sayılı Kanun’un 80. maddesi ve 5510 sayılı Kanun’un 88. maddesinde sözü edilen “haklı sebep “ kavramı kapsamında olduğu tartışmasızdır.

Şirket yönetim kurulu üyelerinin, şirketin kuruma olan borçlarından sorumluluğu ”haklı sebep olmaksızın“ ödememe hali ile sınırlı olup, haklı bir nedenin varlığı halinde şahsen sorumluluğuna gidilemeyeceği de kanunun amir hükmüdür. Kaldı...