SON YAZILAR

25 Nisan 2017 Salı

Vergi Cezalarında Af Gereği

Alo Sgk | 09:38 | | | | |


Vergi Cezalarında Af Gereği

Bumin DOĞRUSÖZ
Dünya Gazetesi

2002 yılında çok kapsamlı “Vergi Barışı” adı altında çıkartılan af kanunundan bu yana, bu kanunla birlikte vergi mevzuatımızda ve ceza sistemimizde gerekli düzenleme ve iyileştirmeler yapılmadığı için, affı doğuran sebepler olduğu gibi devam etmektedir.


Mevzuatımızdaki gri alanların çokluğu, eskiyen vergi mevzuatında gerekli reformların yapılamamış olması, vergi idaresinin anlayışındaki ani görüş değişiklikleri, yargı kararlarındaki istikrarsızlık, denetim standartlarının olmayışı, mükellefl erin ekonomik sıkıntılarla ödeme güçlüğü içine düşmeleri ve daha birçok sebep, sürekli af ihtiyacını veya yapılandırma adlı ödeme kolaylığı ihtiyacını doğurmaktadır.

Nitekim 2002’den bu yana, af, barış, özel uzlaşma, yapılandırma ve benzeri adlarla pek çok “kolaylık” kanunu çıkartılmıştır. Bu kanunlarla hep idari para cezaları kaldırılarak aff a uğrarken, Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesi ile hürriyeti bağlayıcı ceza ile yaptırımlanması öngörülen filler sürekli görmezden gelinmiştir.

Oysa bu madde uyarınca yargılanan pek çok mükellef vardır. 2015 yılında Türk Ceza Kanunu dışındaki özel kanunlarda yer alan ceza düzenlemeleri uyarınca açılmış ve karara bağlanmış dosya sayıları içerisinde Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçuna dayalı olanlar 4. sırada (23.702 dosya) gelmektedir. Yine 2015 yılında Vergi Usul Kanunu’na muhalefet etmek suçlamasıyla ceza mahkemelerinde 23.781 ceza davası açılmıştır. Yine aynı yıl ceza mahkemelerince verilen kararlara bakıldığında Vergi Usul Kanunu’na muhalefet dolayısıyla 19.610 mahkûmiyet, 3.175 hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiştir.

Bu rakamlar, vergi ceza hukukunda sorunlar olduğunu açıkça göstermektedir. Bu kadar çok dava açılmasının ve davalarda mahkûmiyet oranının yarıyı bile bulmamasının çok çeşitli nedenleri vardır. Bunların başında İdarenin yeterli inceleme yapmadan ve suçu yeterince delillendirmeden suç duyurusunda bulunması gelmektedir. İdari anlayışta, girişlerinde sahte belge bulunan mükellefl erin bütün çıkışları sahte kabul edilmekte, adresinde bulunmayan veya KDV hesapları sürekli devreden KDV gösteren, defter ve belgesini ibraz etmeyen mükellefler kolaylıkla sahte belge düzenleyicisi ilan edilmekte, bu şekildeki mükellefl erden belge alanların tümü ise sahte belge kullanıcısı ilan edilmektedir. Defterlerini ve belgelerini ibraz etmesine rağmen sadece çok az sayıda belgesini bulup ibraz edemeyenler ibraz etmeme fiilinden yargılanmakta, haklı ek süre talepleri karşılanmayanlar (örneğin muhasebecisi beyin kanaması geçirdiği için hastahanede olan mükellef gibi) hakkında suç duyurusunda bulunulmaktadır.

Öte yandan Vergi Usul Kanunu’nun hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren fiillerinin sayıldığı 359. maddesinde, sahte veya yanıltıcı belge kullananlarda bilme koşulunun aranmaması...