SON YAZILAR

13 Haziran 2017 Salı

İhtilafı Devam Eden Vergi Borçlarının 7020 Sayılı Yasa Kapsamında Ödenmesi Mümkün Değil

Alo Sgk | 09:55 | | | | | |


İhtilafı Devam Eden Vergi Borçlarının 7020 Sayılı Yasa Kapsamında Ödenmesi Mümkün Değil

Ertuğrul Tuncer
Yeminli Mali Müşavir
Köker YMM Bağımsız Denetim A.Ş.

MuhasebeTR

Binlerce davadan kurtulma imkanı  kullanılamıyor


18/5/2017 tarihli ve 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (Kanun) 27/5/2017 tarihli ve 30078 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış ve yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. Konuyla ilgili olarak şu ana kadar iki ayrı tebliğ yayımlanarak, Yasa’nın uygulanma esasları açıklanmaya çalışılmıştır.

Bu uygulamalar kapsamında özellik taşıyan husus vergi mahkemesinde, Bölge İdare Mahkemesinde (istinaf) veya Danıştay’da devam eden ihtilaflı alacakların Yasadan yararlanıp yararlanamayacağıdır.

 “Kesinleşmiş Alacak” tanımı, Kanun metninde değil,  03.06.2017 tarihinde yayımlanan  1 Seri No.lu Tebliğde yapılmıştır.

7020 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde sadece, “Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş alacaklardan”  söz edilmiştir. Buna göre, Kanun kapsamında yapılandırılacak alacakların, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla (bu tarih dâhil) kesinleşmiş olması gerekmektedir.

Tebliğde “kesinleşmiş alacak “  tanımı ayrıca yapılmış ve “Bir alacağın kesinleşmesi, alacağın varlığının hukuk düzeninde ihtilaflı olmaması veya ihtilaflı hale gelme olasılığının kalmamasıdır”  denilmiştir.  Bu ifade, Kanundaki genel nitelikli “kesinleşmiş alacak” tanımını daraltmaktadır. Bunun anlamı,  aşağıda, ihtilaflı vergi borçları konusunda netleşecektir.

Tebliğde de ifade edildiği gibi “Alacakların kesinleşmesi, düzenlendikleri veya ilişkili oldukları kanunlardaki hükümlere göre”  farklı  biçimde  gerçekleşmektedir.
213 sayılı Kanunun “Tahakkuk” başlıklı  22 nci maddesinde “Verginin tahakkuku, tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesidir.” hükmü yer almaktadır.

Bu hükme göre, “verginin ödenebilir hale gelmesi” verginin tahakkuku olarak tanımlanmıştır.

“Tahakkuk” vergi hukukunun bir kavramı olduğu hâlde, “kesinleşme” yargılama hukukunun kavramıdır.

Bu yazının konusu,  213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamına giren vergiler ve vergi cezaları olduğu için, bu vergi ve cezaların hangi hallerde kesinleşmiş sayılacağı  üzerinde durulacaktır.

Ø  Vergi Usul Kanunu kapsamındaki vergilerden beyan konusu olanlar, tahakkuk fişinin düzenlendiği yani beyanın  gerçekleştiği tarihte kesinleşmiş sayılır. Buna “tahakkuk fişinin kesinliği ilkesi” denilir. Zira, beyan esasında yapılan bir vergilemede, beyan edilen tutarlar ve vergiler mükellefler tarafından hesaplanıp bildirilmektedir. Dolayısıyla mükelleflerin kendi beyanlarına itirazları söz konusu olamaz.

Ø  Ancak,  vergi beyannameleri ihtirazi kayıtla veriliyorsa ve bu  beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin dava konusu yapılması mümkündür.   İhtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine dava açılması tarh olunan ve tahakkuk fişinde gösterilen verginin ödenmesini durdurmayacağı için - görünüşte  bu vergiler ihtilaflı  alacak olduğu hâlde-  ihtirazi kayıtla beyan edilip ödenmemiş vergilerin,   7020 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında  yapılandırılması mümkün bulunmaktadır.

Ø  Uzlaşma hükümlerinden yararlanılarak uzlaşılma durumunda artık, uzlaşma sonucu hakkında, hiçbir mercie şikayette bulunulamayacağı ve dava açılamayacağı için, uzlaşma yoluyla belirlenmiş alacaklar da kesinleşmiş vergi alacağı olarak Yasa kapsamında yapılandırılabilecektir.

Ø  Önemli olan husus ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergiler ile kesilen vergi cezalarına ilişkin düzenlenen vergi/ceza ihbarnamesinin tebliği üzerine dava açılmaması veya dava açılmış ise  yargılama aşamalarının son bulmasıdır. Tebliğde, ihtilaflı (henüz  yargı yolu tüketilmemiş)  alacakların Yasa kapsamında yapılandırılamayacağı açıkça vurgulanmıştır.

 ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergi ve kesilen cezalar vergi/ceza ihbarnamesiyle mükelleflere tebliğ edilir. Zira mükellefe tarhiyata itiraz imkanı verilmelidir. Bu nedenle tarholunan vergiyi ve kesilen cezayı gösteren belgenin adı “ihbarname”dir. 

Vergi mahkemesi kararı üzerine üst yargı mercilerine gidilmez yada süreyi kaçırmak nedeniyle istinaf yada temyiz olanağı ortadan kalkarsa (zira İdari Yargılama  Usulünde bu süreler hak düşürücü niteliktedir.) vergi/ceza alacağı kesinleşir. Bu durumdaki borçların  Yasa kapsamında yapılandırmaya tabi olabilmesi için kesinleşmenin 27.05.2017  tarihinden (Yasanın yayımlanarak yürürlüğe girdiği tarih) önce gerçekleşmiş olması şarttır.  

Ø  Mükelleflerce bu tarhiyat,  ilk derece mahkemesi olan vergi mahkemesinde dava konusu yapılabilmekte ve  bazı hallerde vergi mahkemesince de bu cezalı tarhiyatların onanması (davanın reddedilmesi) söz konusu olmaktadır.  Bu Karar üzerine istinaf yoluna başvurulması hâlinde Bölge İdare Mahkemesince, temyize gidilmişse Danıştay  tarafından karar verilip bu kararlar kesinleşmedikçe “kesinleşmiş alacaktan” söz edilememektedir.

Ø  İtiraz/istinaf incelemesi bölge idare mahkemesinde, temyiz incelemesi Danıştay’da devam eden vergi ve cezalara ilişkin tarhiyatlar, vergi mahkemesi kararının vergi dairesine tebliği üzerine,  tebliğ tarihi itibarıyla Vergi Usul  Kanununun  112 nci maddesine göre, gecikme faizi de  hesaplanarak “tahakkuk” ettirildiği hâlde, bir üst yargı merciinde yargılamanın halen devam etmesi nedeniyle bu alacakların “kesinleşmiş alacak” olarak değerlendirilmesi söz konusu olmamaktadır.

Dolayısıyla, 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla, ilk derece yargı kararı üzerine tahakkuk ettirildiği  hâlde yargılamanın devam etmesi nedeniyle kesinleşmemiş olan alacaklar Kanun kapsamına girmemektedir.

Bu konuda, Maliye Bakanlığının, kesinleşmiş alacak konusunda Yasadaki anlayışı daralttığı düşüncesindeyiz. Zira,

-          İlk derece mahkemesinde davanın reddi üzerine, itiraz/istinaf  yada temyize gidilmiş olması halinde dahi, yürütmenin durdurulmasına karar verilmediği sürece, vergi alacağı  kesinleşmekte,  verginin asıl vade tarihinden başlayarak gecikme faizi hesaplanmaktadır.

-          Davanın reddi ve yürütmenin de durdurulmaması durumunda vergi dairesi 2 numaralı ihbarnameyi düzenleyerek, tarhiyatı kesinleştirmektedir. 2 Numaralı ihbarname sadece yargı kararını gösterdiği için itiraz konusu da olamamaktadır. Artık,  bu kesinleşmiş tarhiyata bağlı olarak, vergi idaresince  borçlu hakkında, cebri icra işlemlerine başvurulabilmekte, haciz tatbiki, tedbir alınması,  teminat istenmesi  yada haciz bildirisi ile tahsilat  uygulamalarına başvulabilmektedir.
   
-          2 No.lu ihbarname gecikme zammı hesaplanması için yeterli olmasa bile yargı yolu tüketildiğinde gecikme zammı, 2 No.lu ihbarname tarihinden başlatılmaktadır.

Görüldüğü gibi, davanın vergi mahkemesince reddedilmesine rağmen ihtilafın itiraz/istinaf veya temyiz halinde devam ettiği durumlarda “ kesinleşme” kavramının  henüz “yargı yolunun tüketilmediği”  gerekçesine bağlanması, 7020 sayılı Yasanın getirilişindeki daha geniş anlamlı “kesinleşme” kavramıyla  çelişir gözükmektedir.
Maliye Bakanlığı ihtilaflı vergi alacaklarının kesinleşmesi konusunda  davadan feragat durumunun kesinleşmeyi sağlayacağını belirtmektedir.

 Davadan  feragat, “davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi” anlamındadır.  Davadan Feragat beyanının dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılması mümkündür.  feragatin, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı düzenlenmiştir. Ayrıca, yargılamanın her aşamasında davacının feragatte bulunması mümkündür. 

Mahkemenin,  davadan feragat nedeniyle uyuşmazlığın son bulduğuna karar vermesi gerekmektedir.  Feragat eden davacı artık bu konuda yeniden dava açamayacağı gibi, feragatin her türlü sonucuna da katlanmak zorundadır. Yani  feragat edilmekle dava sona ermekte ve kesin hükmün sonuçları doğmaktadır.

Feragat edilen dava konusu vergi borçları -7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi (27.05.2017 ) itibarıyla vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ve hatta  ödeme süresi  geçmemiş alacak olarak yapılandırmadan yararlanabilir.

Ancak bu konuda iki özel duruma dikkat çekmek gerekmektedir.;

-          Kanun metninde kesinleşmiş alacak tanımı olmadığı, neye göre belirleneceği belirtilmediği için davadan vazgeçip borcunu Yasa kapsamında ödemeyi düşünen hiçbir mükellefin, Bakanlığının bu düzenlemesini ön görüp davasından  feragat etmesi mümkün değildi. Davadan Feragat etmek yeterli olmayacak, mahkemenin de feragat kararına dayanarak, “karar verilmesine yer olmadığı” yolunda bir karar vermesi gerekmektedir. Bu işlemlerin de 27.05.2017 tarihinden önce  sonuçlanmış olması şarttır.  Halbuki, Maliye Bakanlığı’nın Tebliği Kanununun yayımından bir hafta sonra Resmi Gazetede yayımlanmıştır.  O zaman Tebliğde feragat konusunun bu kadar açıklanmasına neden gerek vardı?

Vergi İdaresi, görevi, misyonu,alışkanlıkları ve mevzuatı gereği devletçi- muhafazakar görünür. Şu anda açılmış binlerce davanın nedeni sudan sebepler ve Vergi Dairesi nezdinde çözülebilecek konulardan oluşmaktadır. Başlattığı ihtilafı sürdürmek istemeyen binlerce mükellef, bu Yasa sayesinde davadan vaz geçerek borç yapılandırmasına gidebilirdi. Gerek Yasaya  “ihtilaftan vazgeçme”  şartının konulmaması, gerekse, ilk derece mahkemede (vergi mahkemelerinde) reddedilen  davalarda “kesinleşme” kabul edilmediği için iyi bir tasfiye-tahsil  fırsatı kaçırılmış oldu. 

Bir açıdan düşünülünce, birikmiş kamu alacaklarını tasfiye etmek, kaynak sağlamak ve Mali İdarenin yükünü azaltmak gibi gerekçelerle çıkılan bu yolda, Mali İdarenin bizzat  kendisinin sebep olduğu gereksiz binlerce davadan kurtulabilme fırsatı vardı. 
Feragat yoluyla kesinleşme süreci;

Diğer taraftan, idari para cezaları için genel usul kanunu olan 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun “Vazgeçme ve kabul” başlıklı 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında “(1) Kanun yoluna başvuran kişi, bu konuda karar verilinceye kadar başvurusundan vazgeçebilir. Vazgeçme halinde bir daha aynı konuda başvuruda bulunulamaz.” hükmü yer almaktadır.

Buna göre, Kanun kapsamına giren idari para cezalarından, dava konusu yapılmış olanlar hakkında, davacıların davalarından vazgeçmeleri hâlinde de “feragate” ilişkin olarak yukarıda yapılan açıklamalara göre işlem yapılacaktır.