SON YAZILAR

5 Haziran 2017 Pazartesi

Satış Primlerinin Kıdem Tazminatı ve Sigorta Primi Açısından Önemi - Yeni Madencinin Emekliliği

Alo Sgk | 09:23 | | | | | |


Satış Primlerinin Kıdem Tazminatı ve Sigorta Primi Açısından Önemi - Yeni Madencinin Emekliliği

Şevket TEZEL

Bir firmanın muhasebeciliğini yaptığını belirten okurum İsmail Bey soruyor: “Belli bir ücret karşılığında çalışan satış personelleri her hangi bir mesai yapmaksızın haftalık 45 saat çalışma saatlerini geçmemiş ve kendi yetenekleri karşılığında satışı artırdıkları için satış primi ile ödüllendirilmişlerdir. Bu satış primi SGK primine eklenir mi ve eklenirse kıdem tazminatını etkiler mi? “


Hemen cevaplayalım.

Prime esas kazançların hesabında;

1) Hak edilen ücretlerin,

2) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan o ay içinde yapılan ödemelerin ve işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen tutarların,

3) İdare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin,
brüt toplamının esas alınması gerekiyor.

Yani satış primleri ödenmişse o ayın sigorta primine esas matrahına girmesi gerekiyor.

Satış priminin sigorta primine esas kazanç hesabına girmesi doğrudan kıdem tazminatına da girmesi anlamına gelmiyor. Zira iki unsurun yasal tanımı açısından primin anlamı farklı bulunuyor. Özellikle içinde çok sayıda ihtilaf barındıran kıdem tazminatı açısından Yargı kararları da bu uygulamayı etkiliyor.

Şayet bu satış prim ödemeleri, ikramiye gibi düzenli bir ödeme şeklinde yapılıyorsa ve 12 ay boyunca ödenmiş ise kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gerekecektir. Sözgelimi onbir ay ödenmiş fakat bir ay dahi ödenmemiş olsa, kıdem tazminatı hesabına girmesi gerekmez. Bu şekilde Yargıtay Hukuk Bölümü İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu da “Prim veya ikramiyelerin kıdem tazminatının hesabına esas olan ücret kavramına dâhil bulunduğu” kararını almış bulunuyor.

2008 Sonrası Madenci Olan Sigortalının Emekliliği

Bir başka okurum Bertan Bey de sorusunu yöneltiyor: “Nisan 1972 doğumluyum. Üniversite mezuniyetim sonrası Temmuz 1998 'de Asteğmen oldum. 12 aylık asteğmenliğimin akabinde Şubat 2000'de de sigortalı olarak çalışmaya başladım. Şu an prim gün sayım 6 bini geçmiş durumda ve son bir yıldır da madende yeraltı olarak çalışıyorum. Madende beş yıl bitiminde 1800 günü tamamlayabilirsem 51 yaşımda emekli olabiliyor muyum? Değilse 57 olan normal emeklilik yaşım kaça düşüyor?

Öncelikle yer altı maden işçilerinin maden işyerlerinin yeraltı işlerinde çalışanlardan, bu işlerde;

- En az 20 yıldan beri çalışan,
- 50 yaşını dolduran
- En az 7200 gün

malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olan (4/1-a SSK) sigortalılarına yaşlılık sigortasından aylık bağlanması gerekiyor.

5510 sayılı Kanun’un 40. Maddesinde sayılan maden işlerinin yer altı işlerinde geçen prim ödeme gün sayılarına, bu işyerlerinde ve işlerde geçen çalışma sürelerinin her 360 günü için 180 gün, fiili hizmet süresi zammı olarak eklenmesi gerekiyor. Ayrıca, yaş haddi indiriminden faydalanabilmek için sigortalıların söz konusu işlerde en az 1800 gün çalışmış olmaları şart bulunuyor.

Maden işyerlerinin yer altı işlerinde ilk defa 2008/Ekim ayından sonra çalışmaya başlayan okurumun bu işlerde en az 1800 gün çalışmış olması halinde bu sigortalının fiili hizmet süresi zammı; (her 360 gün için 180 gün fiili hizmet süresi zammı verileceğinden) 1800 x 0,50 = 900 gündür.

Sigortalının prim gün sayısına yapılacak ilave 1800 gün olup, şu an prim gün sayısı 6 bin ise madende çalışacağı dört yıldan sonra toplam gün sayısı 900 gün ilavesiyle yaklaşık 8 bin 400 gün olacaktır.

Bu okurum gibi yer altı maden işçiliğinde 01.10.2008’den sonra en az 1800 gün çalışmış sigortalılar için emeklilikte aranan yaş haddi 50 olup, yaş haddinden indirilecek süre; 900 x 0,50 = 450, ve bu 450 günlük süre 1 yıl 3 ay olduğundan, 50 yaştan 1 yıl 3 ay indirilerek 48 yaş 9 aylık iken emekli olabilecektir.