SON YAZILAR

9 Haziran 2017 Cuma

Tek Kişi Girişimcinin Şahıs İşletmesi veya Sermaye Şirketi Olarak Faaliyette Bulunmasında Sorumluluk ve Vergisel Yükümlülük Yönünden Farklar

Alo Sgk | 11:10 | | | | |


Tek Kişi Girişimcinin Şahıs İşletmesi veya Sermaye Şirketi Olarak Faaliyette Bulunmasında Sorumluluk ve Vergisel Yükümlülük Yönünden Farklar

Erhan Balcı
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir

MuhasebeTR

1.Giriş
İster hizmet, ister alım-satım veya imalat olsun ticari hayatta var olmak bir takım yükümlülükleri de beraberinde getirmektedir. Girişimcinin faaliyette bulunacağı sektör tecrübesi, pazar becerisi, yapılacak iş ile ilgili sağlanan teşvikler ve hibeler hakkında bilgi sahibi olması ne kadar önemliyse artık ticaret ve vergi hukukunun da bir muhatabı olacağı için hak ve yükümlülüklerini bilmesi de işletmelerin devamlılığı için olmazsa olmazlardan biridir. Bu çalışmamızdaki amaç girişimcinin tek başına faaliyette bulunacağı yapının şahıs işletmesi veya sermaye şirketi olması durumlarında karşılaşacağı sorumluluk ve ticari kazancının vergisel yükümlülük farklarına bir bakış açısı sunmaktır.

2.Şahıs İşletmesi
Pazar ekonomilerinde isteyen herkes işletme kurabilir. Eğer bir girişimci bunu tek başına yapıyorsa, kurulan işletmeye şahıs (tek kişi) işletmesi adı verilir. (Dabbağoğlu, 2011: 12) Tek kişi işletmeleri en basit, en eski ve uygulamada en çok görülen işletme biçimidir. İşletmenin tek sahibi vardır. (Güneş ve Akbıyık, 2002: 16)

2.1.Şahıs İşletmesinde Sorumluluk
İşletmenin sahibi olan kişi işletme faaliyetlerinin tamamından sorumlu olup, işletme karlarının veya zararlarının tamamı da işletme sahibine aittir. Tek kişi işletmesinin sahibi işletme alacaklılarına karşı tüm mal varlığı ile sınırsız olarak sorumludur. (Güneş ve Akbıyık, 2002: 16)

2.2.Şahıs İşletmesinde Vergisel Yükümlülükler

Gelir Vergisi Kanunu (GVK) 1.maddesine göre; Gerçek kişilerin gelirleri gelir vergisine tabidir. Gelir bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır.
Şahıs işletme sahipleri, tutacakları defterlere göre birinci sınıf tüccarlar ve ikinci sınıf tüccarlar şeklinde iki gruba ayrılmışladır. Birinci sınıf tüccarlar bilanço esasında, ikinci sınıf tüccarlar ise işletme hesabında defter tutarlar. (Tarakçı, 1995: 19) Bilanço esasında tutulacak defterler yevmiye defteri, defterikebir ve envanter defteridir. VUK md. 182
İşe yeni başlayan ticari kazanç mükellefleri, alım-satım ve hasılat tutarları belli olmadığından, yıllık iş hacimlerine göre sınıflandırılıncaya kadar işletme hesabı esasına göre defterini tasdik ettirebilirler. Ancak bu mükellefler dilerlerse bilanço esasına göre de defter tasdik ettirip kullanabilirler. Defterin tasdiki VUK 221.maddesi 3.fıkra hükmü gereği işe başlamadan veya sınıf değiştirmeden önce yapılır.

2.2.1.Gelir Vergisinde Ticari Kazancın Tespiti ve Vergi Oranları

Çalışmamız konusu ticari kazanç faaliyeti olduğundan ilgili kanun hükümlerince ticari kazancın tespitine değinilmiştir. GVK ticari kazancın tespitini; Bilanço esasında ve  işletme esası hesabında ticari kazancın tespiti olarak iki şekilde sınıflandırmıştır.
 
2.2.1.1.Bilanço Esasında Ticari Kazancın Tespiti
Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce: 
1. İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir; 
2. İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur. 
Ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanunu'nun değerlemeye ait hükümleri ile bu kanunun 40 ve 41'inci maddeleri hükümlerine uyulur. GVK md. 38

2.2.1.2.İşletme Hesabı Esasında Ticari Kazancın Tespiti
İşletme hesabı esasına göre ticari kazanç, bir hesap dönemi içinde elde edilen hasılat ile giderler arasındaki müspet farktır. 
(Elde edilen hasılat, tahsil olunan paralarla tahakkuk eden alacakları; giderler ise, tediye olunan ve borçlanılan meblağları ifade eder.) 
Emtia alım ve satımı ile uğraşanlarda ticari kazancın bulunması için hesap dönemi sonundaki emtia mevcudunun değeri hasılata, dönem başındaki emtia mevcudunun değeri ise giderlere ilave olunur. 
Ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında Vergi Usul Kanunu'nun değerlemeye ait hükümleri ile bu kanunun 40 ve 41'inci maddeleri hükümlerine uyulur. GVK md. 39

2.2.1.3.Vergi Oranları
296 Seri No'lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 2017 takvim yılı gelirlerinin vergilendirilmesinde esas alınmak üzere  aşağıdaki tutarlar belirlenmiştir.
Vergi Matrahı
Vergi Oranı
13.000 TL’ ye kadar
%15
30.000 TL'nin 13.000 TL'si için 1.950 TL, fazlası
%20
70.000 TL'nin 30.000 TL'si için 5.350 TL, fazlası
%27
70.000 TL'den fazlasının 70.000 TL'si için 16.150 TL, fazlası
%35

Örneğin;
 2017 yılında 100.000-TL vergi matrahı (kazanç) beyan bir şahıs işletmesinin ödeyeceği vergi, 70.000-TL için 16.150-TL, kalan 30.000-TL için %35 vergi oranından 10.500-TL olmak üzere toplamda 26.650 TL’dir.

Gelir Vergisinde artan oranlı bir tarife olması sebebiyle kazancın artması durumunda ödenecek vergide bir artış olmaktadır.

Üçer aylık dönemler halinde dönemi takip eden ikinci ayın 14. günü bitimine kadar beyan zorunluluğu olan Gelir Geçici Vergide vergi oranı %15 olup dönemler itibariyle ödenen bu vergi Yıllık Gelir Vergisinden mahsup edilmektedir. Yukarıdaki örnekte 100.000-TL olan vergi matrahının Gelir Geçici Vergi dönemlerinde ödenen kısmı 15.000-TL olacak ve kalan 11.650-TL Yıllık Gelir Vergisi olarak ödenecektir.
 
 
2.2.2.Genç Girişimcilerde Kazanç İstisnası

Ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle adlarına ilk defa gelir vergisi mükellefiyeti tesis olunan ve mükellefiyet başlangıç tarihi itibarıyla yirmi dokuz yaşını doldurmamış tam mükellef gerçek kişilerin, faaliyete başladıkları takvim yılından itibaren üç vergilendirme dönemi boyunca elde ettikleri bu kazançlarının 75.000 Türk lirasına kadar olan kısmı belirli şartlar dahilinde gelir vergisinden müstesna tutulmaktadır.
İstisnadan yararlanılabilmesi için;
1.Mükelleflerin işe başlamayı kanuni süresi içerisinde bildirmeleri,
2.İşte bilfiil çalışılması ya da işin kendisi tarafından sevk ve idare edilmesi (Çırak, kalfa veya yardımcı işçi çalıştırmak ya da seyahat, hastalık, askerlik, tutukluluk ve hükümlülük gibi zaruri ayrılmalar dolayısıyla geçici olarak işinde bilfiil çalışmamak bu şartı bozmaz.),
3.Faaliyetin adi ortaklık veya şahıs şirketi bünyesinde yapılması hâlinde tüm ortakların işe başlama tarihi itibarıyla anılan madde kapsamındaki şartları taşıması,
4.Ölüm nedeniyle faaliyetin eş ve çocuklar tarafından devralınması hâli hariç olmak üzere, faaliyeti durdurulan veya faaliyetine devam eden bir işletmenin ya da mesleki faaliyetin eş veya üçüncü dereceye kadar (bu derece dâhil) kan veya kayın hısımlarından devralınmamış olması,
5.Mevcut bir işletmeye veya mesleki faaliyete sonradan ortak olunmaması gerekmektedir.

3.Sermaye Şirketleri
Sermaye şirketlerinde şirketi oluşturan ortaklar ikinci plandadır. Şirket, gücünü ve saygınlığını kendi sermayesinden sağlar. Bu şirketlerde temel olan ortakların koydukları sermayelerdir. Ortakların sorumlulukları şirkete koydukları sermaye ile sınırlandırılmıştır. (Güneş ve Akbıyık, 2002: 20)
Türk Ticaret Kanunu’ nun (TTK) 124. maddesine göre anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılmaktadır.
Çalışmamızda anonim ve limited şirketlerin hukuki yapılarına ve vergisel yükümlülüklerine değinilecektir.

3.1.Anonim Şirket
TTK’nın 329. maddesine göre anonim şirket; ‘’Sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan şirkettir. Pay sahipleri, sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile ve şirkete karşı sorumludurlar.’’ hükmü yer almaktadır. Anonim şirketlerin kurulabilmesi için gereken asgari sermaye tutarı 100.000-TL olup en az bir veya daha fazla kurucunun olması gereklidir.

3.1.1.Anonim Şirketlerde Sorumluluk
Anonim şirket esas sermayeli olmasına rağmen şirket alacaklılarına karşı sorumluluğunun sınırını mal varlığı oluşturur. Türk Ticaret Kanunu’nda borçlarından dolayı anonim şirketin mal varlığı ile sorumlu olduğu belirtilmiştir. Ancak bunu sınırsız sorumluluk olarak anlamak daha doğru olur. Çünkü borçlar hukuku sistemimizde kural olarak kabul edilen sınırsız sorumluluğun esasını mal varlığı ile sorumluluk oluşturmaktadır. Şirket tüzel kişiliğinin sorumluluğundan farklı olarak, şirket borçlarından dolayı ortakların sorumluluğu, şirkete getirmeyi taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlıdır. Anonim şirketin sınırlı sorumlu olma özelliği buradan kaynaklanmaktadır. Burada sınırlı sorumlu olan, anonim şirketin kendisi değil ortaklarıdır. (Nazalı, 2015, 11) Anonim şirket tanımı gereği, ortaklar kamu borçlarından sadece taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlıdırlar. Çalışmamızda da belirttiğimiz gibi tek kişi olan girişimcinin anonim şirket olarak faaliyette bulunması durumunda şirketin hem ortağı hem de yönetim kurulu üyesi olacağından; TTK 553. maddesi hükmü gereği, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hemde şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu oldukları belirtilmiştir. Yönetim kurulu üyelerinin zararlar nedeniyle tazmin yükümlülüğü olmasına karşın şirketin ticari borçlarından dolayı doğrudan sorumluluğu bulunmamaktadır. Çalışmamızda değindiğimiz yapıda şirketin ortağı ve kanuni temsilcisi olan girişimci, kanuni temsilciliğinden dolayı 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun  (AATUHK) mükerrer 35. maddesi ve VUK 10. madde hükümleri gereği kamu borçlarından dolayı tüm şahsi mal varlıkları ile sorumlu tutulmaktadır.

3.2.Limited Şirket
TTK’nın 573. maddesine göre limited şirket; ‘’(1) Bir veya daha çok gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulur, esas sermayesi belirli olup, bu sermaye esas sermaye paylarının toplamından oluşur. (2) Ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler. (3) Limited şirket, kanunen yasak olmayan her türlü ekonomik amaç ve konu için kurulabilir.’’tanımlaması yapılmıştır. Ortakların sayısı elliyi aşamaz. Esas sermayesi en az 10.000-TL olup esas sermaye paylarının itibari değerleri en az 25-TL ve bunun katları olması şarttır.

3.2.1.Limited Şirketlerde Sorumluluk
Anonim şirketlerde olduğu gibi limited şirket de bir sermaye şirketi olduğundan, ortaklar, şirket borçlarından sorumlu değildir ve sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler. (Nazalı, 2015, 13) AATUHK 35. maddesi hükmü gereği ortakların kamu borçlarından sorumluluğu sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumluluktur. Çalışmamızın konusu olan tek kişi girişimcinin limited şirket olarak faaliyette bulunması durumunda şirketin hem ortağı hem de müdürü (kanuni temsilci) olacağından şirketin ticari borçlarından ve kamu borçlarından dolayı anonim şirketlerdeki sorumluluklar geçerlidir.

3.3.Sermaye Şirketlerinde Vergisel Yükümlülükler
Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK) 1. ve 2. madde hükümleri gereği sermaye şirketleri kurumlar vergisi mükellefi olup elde ettikleri kazançlar kurumlar vergisine tabidir. VUK hükümleri gereği sermaye şirketlerinin tutacakları defterler yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defteri olup TTK’ya göre tutulacak bu defterlerle birlikte başka ticari defterlerde bulunmaktadır. Bunlar;

Anonim şirketler için; Damga vergisi defteri, yönetim kurulu karar defteri, pay defteri, genel kurul toplantı ve müzakere defteridir.

Limited şirketler için; Pay defteri, genel kurul toplantı ve müzakere defteridir.

3.3.1.Kurumlar Vergisinde Ticari Kazancın Tespiti
KVK 6.madde hükmü gereği kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı belirtilmiş olup safi kurum kazancının tespitinde; Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
 
 
3.3.2.Vergi Oranları
KVK 32.madde hükmü gereği kurumlar vergisi, (1) kurum kazancı üzerinden %20 oranında alınır. (2) Kurumlar vergisi mükelleflerince, câri vergilendirme döneminin kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere Gelir Vergisi Kanununda belirtilen esaslara göre ve câri dönemin kurumlar vergisi oranında geçici vergi ödenir. 

Örneğin;
 2017 yılında 100.000-TL vergi matrahı (kazanç) beyan bir sermaye şirketinin ödeyeceği vergi, 20.000-TL’dir.

Üçer aylık dönemler halinde dönemi takip eden ikinci ayın 14. günü bitimine kadar beyan zorunluluğu olan Kurum Geçici Vergide vergi oranı %20 olup dönemler itibariyle ödenen bu vergi Kurumlar Vergisinden mahsup edilmektedir. Yukarıdaki örnekte 100.000-TL olan vergi matrahının Geçici Vergi beyanı ile ödenen kısmı 20.000-TL olacak ve bu tutarın Kurumlar Vergisinden mahsup edilmesi sonucu ödenmesi gereken Kurumlar Vergisi bulunmayacaktır.

3.3.3.Kurum Kazancının Ortaklara Dağıtılması
            Burada dikkat edilmesi gereken husus elde edilen kazancın kurum kazancı olduğudur. Sermaye şirketinin ortağı olan girişimci elde edilen bu karı şirketten almak istediğinde burada GVK hükümleri gereği bir vergileme olmaktadır. (Örneğimizde TTK hükümleri gereği ayrılması gereken kanuni yedek akçelere değinilmemiştir)

Örneğin;
 Şirketin dağıtılabilir karı 500.000-TL’dir ve ortak bu karı dağıtmak isteğinde;
            Dağıtılacak Kar                      : 500.000-TL
            Kar Dağıtım Stopajı %15       :   75.000-TL
            Ödenecek Net Tutar              : 425.000-TL  
GVK/94-6-b/i hükmü gereği şirket ortak adına 75.000-TL stopaj ödemesi yapacaktır.
Ortağın elde etmiş olduğu 500.000-TL GVK 75. maddesi hükmü  gereği menkul sermaye iradı olup ilgili kanunun 22. madde hükmü gereği yarısı istisnadır. Şirketin ödemiş olduğu stopaj mahsup edilecektir.
Ortağın Beyan Edeceği
Menkul Sermaye İradı           : 500.000-TL /2 = 250.000-TL
Hesaplanan Gelir Vergisi       :   79.150-TL
Mahsup Edilecek Vergi         :   75.000-TL
Ödenecek Vergi                     :     4.150-TL
Örnekte görüldüğü üzere şirketin elde ettiği kazancın ortağa dağıtılması durumunda şirket tarafından stopaj kesintisi yapılmakta olup ortak elde ettiği kar dağıtım gelirini menkul sermaye iradı olarak beyan edecektir.  

4.Sonuç

Girişimcinin karar vermesi gereken önemli hususlardan biri faaliyette bulunacağı yapının şahıs işletmesi mi yoksa sermaye şirketi mi olacağıdır. Sermayeden ziyade kişinin ön planda olduğu şahıs işletmesinde girişimci özel ve kamu borçlarından dolayı tüm mal varlığıyla sorumlu olup GVK hükümlerine göre ticari kazancı artan oranlı bir tarifede vergilendirilmektedir. Belirtilen şartlar dahilinde genç girişimcilerin 75.000-TL’ ye kadar olan kazançları vergiden istisna tutulmaktadır.  Borçlarından dolayı tüm mal varlığıyla sorumluluk ve artan oranlı bir vergi tarifesi kişileri sermaye şirketi olarak yapılanmaya teşvik edebilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken husus tek kişilik anonim veya limited şirket şeklinde bulunulacak faaliyette kanuni temsilci sıfatı olunacağından özel borçlarda şirketin mal varlığı ile sorumlu olduğu ortağın ise şirkete karşı sermaye taahhüdünü yerine getirme borcu olduğu ve doğrudan sorumlu tutulamayacağı, kamu borçlarından dolayı ise şahsi mal varlığı ile sorumlu tutulabileceğidir. Kurumlar Vergisinde sabit oranlı bir vergi tarifesi olması Gelir Vergisi mükellefiyetine göre ilk başta bir avantaj gibi gözükse de şirket ortağının kurumdan ayrı bir kişiliği olduğu ve şirketten elde edilen karın vergilemeye tabi tutulacağı unutulmamalıdır. Ülkemizdeki sermaye şirket yapılanmalarının en büyük sıkıntısının sermayeden ziyade kişilerin ön planda olduğu, şirket tüzel kişiliğinin şirket ortakları ile bütünleştiği yapılanmalar  olduğu görülmektedir. İlk başta sorumluluk ve vergi avantajı olarak  görülebilen sermaye şirketlerinde, tüzel kişilik bilincinin olmaması ortağın şirketin elde ettiği kazancı kendi kazancı gibi görmesi durumlarında vergi ziyaı gibi cezalarla ile karşılaşabileceği muhtemeldir. Girişimcinin gerçek ve tüzel kişilik kavramı ile sermaye hususlarını göz önünde bulundurarak faaliyetine en uygun yapıyı belirlemesi gerekmektedir.        

Yararlanılan Kaynaklar
Dabbağoğlu, Kadir (2011). Muhasebe Teorisi. İstanbul:Türkmen Kitabevi
Güneş, İsmail Hakkı ve Akbıyık, Ali Arslan (2002). İşletmelerde Birleşme ve Tasfiye Uygulamaları. İstanbul: İsmmmo Yayın No:35
Nazalı, Ersin (2015). Vergisel ve Yeni TTK Yönüyle Anonim ve Limited Şirketlerde Tasfiye, Devir, Birleşme, Bölünme ve Tür Değişimi İşlemleri. İstanbul: Maliye Hesap Uzmanları Derneği
Tarakçı, Hızır (1995). Gelir, Kurumlar ve Katma Değer Vergisi Kanunlarına Göre Mükellefiyetlerin Sona Ermesi ve Kurumlaşma. Sakarya: Değişim Yayınları
T.C. Yasalar (06.01.1961). 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu. Ankara : Resmi Gazete (10700 sayılı)
T.C. Yasalar ( 10.01.1961). 213 sayılı Vergi Usul Kanunu. Ankara: Resmi Gazete (10703 sayılı)
T.C. Yasalar (21.06.2006). 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu. Ankara : Resmi Gazete (26205 sayılı)
T.C. Yasalar (14.02.2011). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu. Ankara : Resmi Gazete (27846 sayılı)
T.C. Yasalar (28.07.1953). 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun. Ankara : Resmi Gazete (8469 sayılı)
Maliye Bakanlığı (27.12.2016). 296 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği. Ankara: Resmi Gazete (29931 sayılı)
GİB Mükellef Hizmetleri Daire Başkanlığı, (2017) ‘’Ticari Kazanç Elde Eden Mükellefler İçin Vergi Rehberi’’ Yayın No:240