SON YAZILAR

12 Temmuz 2017 Çarşamba

Kesinti Yoluyla Ödenen Damga Vergisinde Dava Açma Yetkisi

Alo Sgk | 16:34 | | | | |


Kesinti Yoluyla Ödenen Damga Vergisinde Dava Açma Yetkisi

Yusuf Akdağ
Yeminli Mali Müşavir
Bağımsız Denetçi


1.     Giriş
Vergi mükellefleri, vergilendirme sürecinin değişik aşamalarında vergi idaresi tarafından yapılan idari işlemlere muhatap olmaktadırlar. Muhatap olunan söz konusu idari işlemler sonucunda ise re’sen/ikmalen vergi tarhı, vergi cezası, gecikme faizi ve gecikme zammı gibi işlemlerle karşı karıya kalınabilmektedir. 


Türk vergilendirme sisteminde beyan esası geçerlidir. Bu nedenle ihtirazi kayıtla verilmeyen beyannameler üzerine yapılan işlemler hariç olmak üzere vergi idaresince yapılan işlemlere karşı vergi mükelleflerinin ve vergi sorumlularının dava açma hakları bulunmaktadır. Anayasanın 125’ inci maddesinde yer aldığı üzere idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. Buradaki temel amaç tüm kamusal yaşam ve yönetimin yargı denetimine tabi olmasıdır. Vergi idaresine idari işlem yapma ve idari yaptırımda bulunma gibi uygulama yetkisi verilirken diğer taraftan da bu işlem ve yaptırımlara karşı ilgililerin haklarını koruyacak bir mekanizmaya yani yargı yoluna yer verilmiştir. Böylece gücü elinde bulunduran idarenin uyguladığı idari yaptırımlar karşısında güçsüz olan bireylerin korunması amaçlanmaktadır.

Kesinti yoluyla ödenen vergiler nedeniyle yapılan idari işlemlere karşısında yargı yoluna vergi sorumlusu tarafından mı gidileceği yoksa vergi mükellefi tarafından mı gidilmesi gerektiği tartışma konusu olmaktadır. Bu yazımızda ise kesinti yoluyla ödenen damga vergisinde dava açma yetkisinin kimde olduğu üzerinde durulmaya çalışılmıştır.
2.    Dava Süreci
Vergi idaresi ile vergi mükellefleri/sorumluları arasında ortaya çıkan uyuşmazlıklar bakımından yargı mercii, vergi mahkemeleri veya ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’ dır. Vergi davası idari yargı kolunda açılan bir dava türüdür. İdari dava türleri ise iptal davaları ve tam yargı davaları olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. İptal davaları, idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurlarının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalardır. Kısaca bu tür davaların konusu söz konusu idari işlemin iptalidir. Tam yargı davaları ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan zarar görenlerin, bu işlemlerin iptali yanında uğranılan zararın tazminine yönelik açtıkları davalardır. Yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere vergi davaları genellikle iptal davası niteliğindedir. [1]

İlk derece mahkemesi olarak vergi mahkemeleri tarafından verilen kararlara karşı bölge adliye mahkemelerine “istinaf” başvurusunda bulunulması gerekmektedir. Ancak (2017 yılı için) 5.000 TL ve altı tutarda kararlar için vergi mahkemeleri tarafından verilen kararlar kesin olup istinaf ve temyiz yolu bulunmamaktadır. Ayrıca 5.000 TL ile 120.000 TL arasında tutarlı ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararlara karşı istinaf mahkemelerince verilen kararlar kesin olup temyiz yolu bulunmamaktadır. Bununla birlikte 120.000 TL ve üzerinde tutarlı işlemlere karşı istinaf mahkemeleri tarafından verilen kararlar için Danıştay’ a temyiz başvurusunda bulunabilmektedir. Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalar için temyiz mercii ise Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’dur.
3.    İstihkaktan Kesinti Suretiyle Ödenen Damga Vergisinde Dava Açma Yetkisi
488 sayılı Damga Vergisi Kanun’ unun 19’ uncu maddesine göre genel ve özel bütçeli dairelerle il özel idareleri ve belediyeler, bankalar, iktisadi kamu teşekkülleri ile bunların iştirakleri ve müesseseleri ve benzeri teşekkül, iştirak ve müesseselerin ödemelerinde kullanılan ve nispi vergiye tabi bulunan makbuzlarla bu mahiyetteki kağıtlara ait vergilerin,
a) Bu ödemelerin yapılması,


b) Avans suretiyle ödemelerde avansın itası,sırasında ilgili daire ve müesseseler tarafından istihkaklardan kesinti yapılması şeklinde damga vergisi ödenmesi gerçekleştirmektedirler. Aynı Kanun’ un 23’ üncü maddesine göre ise 
genel bütçeli daireler hariç istihkaktan kesinti yapmak zorunda olan daire ve müesseselerin, bir ay içinde yaptıkları ödenmeler üzerinden kestikleri damga vergisini, ertesi ayın 23 üncügünü akşamına kadar ödemenin yapıldığı yer vergi dairesine bir beyanname ile bildirmeleri ve 26’ ncı günü akşamına kadar da ödemeleri gerekmektedir. Ancak söz konusu idareler tarafından yapılan ödemeler üzerinden fazla, yersiz veya hatalı damga vergisi kesilmesi durumunda dava açma yetkisinin kimde olduğu konusunun da açıklığı kavuşturulması gerekmektedir.[2]

Bilindiği üzere davalarda davacı ve davalı olmak üzere iki taraf bulunmaktadır. Vergi uyuşmazlıklarında davacı olarak dava açmaya yetkili olanlar mükellefler ve kendilerine vergi cezası kesilenlerdir. Bunlar tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilmektedirler.
İstihkaktan kesinti suretiyle beyan edilen damga vergisinde vergi sorumlusunun temel olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanun’ unun 11’ inci maddesi hükmünde de yer aldığı üzere; yaptıkları ve yapacakları ödemelerden vergi kesmeye mecbur olanların verginin tam olarak kesilip ödenmesinden ve bununla ilgili diğer ödevleri yerine getirmekten dolayı sorumlulukları bulunmaktadır. Bununla birlikte belirtilen işlemleri yerine getirdikten sonra sorumlulukları sona ermekte ve vergi ile ilişkileri kesilmektedir. Vergi sorumluları, 213 sayılı Vergi Usul Kanun’ un  377’ nci maddesinde de yer aldığı üzere “...kendilerine vergi cezası kesilenler, tarh edilen vergilere ve cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilirler” hükmü çerçevesinde sorumlu sıfatları nedeniyle kendileri adına tarh edilen vergi ve kesilen vergi cezalarına karşı dava açabileceklerdir. Ancak vergi sorumlusunun istihkaktan kesinti yapmak suretiyle sorumlu sıfatıyla beyan ettiği ve ödediği vergilere karşı dava açabilme yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla sorumluluk kapsamında hatalı veya fazla kesilen vergiler nedeniyle hakkı zarar gören kişi vergi sorumlusu değil, vergi mükellefidir. Bu nedenle hatalı ve/veya fazla kesildiği iddia edilen ve istihkaktan kesilerek sorumlular tarafından beyan edilen vergilere karşı dava açma hakkı vergi sorumlusunun değil, kendisinden kesinti yapılan vergi mükellefidir.[3]


[2] 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu