SON YAZILAR

7 Ağustos 2017 Pazartesi

Anayasa Mahkemesinin Son Kararı Emekli İkramiyesi Bakımından Ne Anlama Geliyor?

Alo Sgk | 08:32 | | | |


Anayasa Mahkemesinin Son Kararı Emekli İkramiyesi Bakımından Ne Anlama Geliyor?

Şevket TEZEL

2829 sayılı Hizmet Birleştirme Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasındaki;


“Son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılan ve…” ibaresi nedeniyle, uzun müddet Emekli Sandığına tabi görevlerde çalıştıktan sonra, örneğin bir gün bile SSK, Bağ-Kur gibi başka bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olarak çalışıp yaşlılık aylığına hak kazananlara, Emekli Sandığınca emekli ikramiyesi ödenmiyordu.

Yani memur istifa ettiği için değil, son defa başka bir sosyal güvenlik kurumuna prim ödediği için emekli ikramiyesinden mahrum kalıyordu.

İptaller Art Arda Geldi
2829 sayılı Yasa’nın 12. maddesinin birinci fıkrasındaki “Son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılan ve…” ibaresi Anayasa Mahkemesinin 2005/40 Esas ve 2009/17 K. sayılı kararıyla 2009 yılında iptal edilmiş ancak iptalin yerine düzenleme yapılması için Hükümete 05.06.2010 tarihine kadar süre tanınmıştı.

Hükümet bu bir yıllık sürenin dolmasına yakın 2829 sayılı Yasanın iptal edilen aynı hükmünü bu defa 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 89 uncu maddesine koyarak kanunlaştırmıştı.

Bu düzenleme de Anayasa Mahkemesine götürüldü ve bu da aynı Mahkemenin 2010/81 Esas ve 2010/78 K. sayılı kararıyla iptal edildi. İptal kararı 09.07.2011‘de yürürlüğe girmişti.

İkinci iptalden sonra Hükûmet bu defa ikramiyenin nasıl alınacağına ilişkin yeni bir düzenleme yapmış ve 6270 sayılı bu Kanun 26.01.2012 tarihinden itibaren yürürlüğe girmişti

İşçilerin Kıdem Tazminatı Hakkına Uyarlandı
5434 sayılı Kanunun ikramiye hakkını düzenleyen 89 uncu maddesinde yaptığı değişiklikle memurların ikramiye hakkı koşullarını işçilerin kıdem tazminatı alma hakkı şartlarına benzeten 6270 sayılı Kanunla yapılan son düzenleme de Anayasa Mahkemesine götürülmüş fakat bu defa iptal edilmemişti.

Anayasa Mahkemesi bu husustaki üçüncü kez iptal istemini bu defa reddettiği 2012/33 Esas ve 2012/174 Karar sayılı kararında;

"Farklı sosyal güvenlik kuruluşlarındaki hizmet süreleri birleştirilerek emeklilik, yaşlılık ya da malûllük aylığı bağlananlardan, kamuda geçen görevinden;

- Evlendiği tarihten itibaren 1 yıl içerisinde isteği ile ayrılan kadın,

- Muvazzaf askerlik görevi nedeniyle isteği ile ayrılan erkek,

- 8.9.1999 tarihinden önce çalışmaya başlayıp, bu tarihten sonra 15 yıl sigortalılık süresine ve 3600 prim ödeme gün sayısına sahip iken ayrılan,

- 8.9.1999 tarihinden sonra çalışmaya başlayıp 25 yıl sigortalılık süresi ve 4500 prim ödeme gün sayısına sahipken veya sadece 7000 prim ödeme gün sayısına sahipken ayrılan,

- Emekli, malûllük veya vazife malûllüğü aylığı bağlanarak ya da toptan ödeme yapılarak ayrılan,
sigortalılara emekli ikramiyesi ödenebilmesi mümkün hâle gelmiştir"

demişti.

Buna göre 6270 sayılı Kanuna kapsamında emekli ikramiyesi ödenebilmesi için halen;

8.9.1999 tarihinden sonra istifaen görevinden ayrılmış olması,

İstifaen görevinden ayrıldığı tarih itibariyle 15 yıl sigortalılık süresi olması,

En az 3600 gün prim ödenmiş olması

koşulları aranıyor.

Esas Alınacak Katsayı ve Gösterge
Bu durumda memuriyetten ayrıldıktan sona SSK’lı ve/veya Bağ-Kur’lu olup da sonra emekli olanların memuriyetten ayrıldıkları derece ve kademe üzerinden belirlenecek göstergeleri ve emekliye ayrıldıkları tarihte geçerli memur maaş ve taban aylık katsayılarına göre hesaplanacak ikramiyelerini almaları mümkün bulunuyor. Bu durum da emeklilik tarihi eski olanlar için “Dağ fare doğurdu” yorumlarına neden oluyor. Zira enflasyonun göz ardı edilerek 25-30 yıl önceki rakamlardan hesap yapılması komik rakamlara neden oluyordu.

Sorun 6270 sayılı Yasada “Aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir” hükmünden kaynaklanıyor.

Daha Önce Ne Oldu?
Bu konuda İdare Mahkemesi nezdinde açtığı davada ikramiyeye hak kazanan ancak emeklilik tarihi çok eski olduğu için kuruşlarla ifade edecek kadar düşük ikramiye alabilen Hüseyin Remzi Polge ödeme tarihindeki katsayılardan hak kazanamayınca “Başvurucu ikramiyesini ödeme tarihindeki katsayılardan değil de emekli aylığı bağlandığı tarihteki katsayılar dikkate alınarak hesaplanmasının Anayasal taahhüt altındaki mülkiyet hakkının ihlâli olduğu iddiasıyla” Anayasa Mahkemesine müracaat etmişti.

Yüksek Mahkeme ise 25.06.2015 tarihli oturumunda bu başvuruya istinaden emekli ikramiyesinin ödeme tarihindeki katsayılar üzerinden ödenmesinin kanun hükümleri ile desteklenmediği, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geçmişe dönük olarak hak doğurucu bir etkiye sahip olmadığını vurgulayarak reddetmiş, mülkiyet hakkının ihlâli iddiasını desteklememişti.

Şimdi Ne Oldu?
Aynı Yüksek Mahkeme bu defa Ferda Yeşiltepe adlı SSK statüsünden 1988 yılında emekli olmuş eski memurun 16 yıllık memuriyet süresine ilişkin olarak 2010 yılında talep ettiği ikramiye hakkına ilişkin başvurusunda iki yıl önceki kararının tam tersi yönde karar vererek olayı 2013 yılında 1988 yılı rakamlarıyla ikramiye ödemeyi mülkiyet hakkının ihlâli saymış bulunuyor. Anayasa Mahkemesi ihlâlin telâfisi amacıyla 1988 yılı ila ödemenin yapıldığı 2013 yılı arasındaki dönemde Merkez Bankası verilerine göre oluşan enflasyon kaynaklı değer kaybının tazminine hükmetmiş bulunuyor.

25.07.2017 tarihli oturumda alınan Karar 02.08.2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunuyor.

Kararla Ferda Yeşiltepe adlı başvurucu İdare Mahkemesinde açtığı davayı kazanması sonucu kendisine 16 yıllık ikramiye karşılığı ödenen 2,27 TL ve 0,54 TL faizi olmak üzere 2,81 TL yerine 10.372,45 TL ikramiye almaya hak kazanmış bulunuyor. 

Kararda Yüksek Mahkeme yeni içtihadında AİHM ‘in çeşitli ülkelerdeki hak kaybı olaylarında verdiği içtihatlarına atıf yaparak eski memurların ikramiyeleri olayında Anayasal taahhüt altındaki mülkiyet hakkının ihlâl edildiğini kabul ediyor.

Nitekim Anayasa Mahkemesi bahse konu kararında AİHM’in daha önce geç ödenmiş dul ve yetim aylıkları için bir başka başvurucu hakkında verdiği “Banka hesabına yatırılan paranın aynı dönemdeki enflasyon oranları karşısında uğranılan maddi kaybın sonuçlarını gidermeye yetmediğini, geçen sürenin yalnızca devlete yarar sağladığını ve ilgili dönemde Türkiye’de paranın hızla değer kaybettiğini göz önünde bulundurarak müracaatçının mülkiyet hakkının ihlal ettiği” yönündeki kararına atıf yapıyor.

Örnek İkramiye Rakamları
Bu durumda örneğin 1991 Ocak’ta emekli olduğu için 2014/Temmuz ayında bir yıllık ikramiye olarak 7,61 TL verilen ek göstergesiz emekli bir eski memura 7,61 TL yerine 1098,36 TL; 1999 yılı Temmuz ayında 2200 gösterge ile emekli bir başka eski memura da 2015 yılı Şubat ayında bir yıllık ikramiye olarak verilen 184,40 TL yerine 2083,26 TL, 2005 yılı Temmuz ayında emekli olan 3600 ek göstergeli bir memura da 2013 yılı Ağustos ayında müracaat ettiği bir yıllık ikramiye karşılığı olarak 1267,47 TL yerine 2425,05 TL ödenmesi gerekecek.

Şimdi güncel ikramiye sorununda davalar daha bir kızışacağa benziyor.

Şimdi Ne Olacak?
Anayasa Mahkemesinin AİHM kararları uyarınca olayı mülkiyet hakkının ihlâli olarak değerlendirip eski ikramiyelerin enflasyon farkı ile ödenmesi yönündeki bu kararı olayın tüm akış biçimini değiştirecek nitelikte bulunuyor.

Her ne kadar Anayasa Mahkemesi İdari yargının üst temyiz mahkemesi niteliğinde olmasa da idari yargının bu olaya bakışını etkilemesi beklenmeli.

Devam eden davalarda Anayasa Mahkemesinin bu kararının etkisi görüldükten sonra daha önce sonuçlanan davalarda da bahse konu içtihadı etkisiyle emekli olduğu tarih itibariyle hesaplandığı için çok komik rakamların ödendiği ikramiyeler için yeni davalar açılması bekleniyor.

Bu karar emekli olduğunda ikramiye alamayan memurlarda olduğu gibi  otuz yıl üzeri hizmete ilişkin ikramiyesini yıllar sonrası aldığı için çok cüzi rakamlar olarak tahsil edebilen eski memurları da ilgilendiriyor.

Çözüm Ne Olmalı?
6270 sayılı Kanunun ödemenin emekli aylığını bağlandığı tarihteki katsayıların uygulanacağını amir hükmünün de yeniden Anayasa Mahkemesi denetimine götürülerek bu defa iptalinin sağlanması daha kalıcı bir çözümün ilk adımı olabilir.

Herkesin Anayasa Mahkemesine gitmemesi isteniyorsa en kısa zamanda bir yasal düzenleme çıkarılması da en kısa yoldan asıl çözüm olacaktır. Çözüm isteniyorsa tabii…