SON YAZILAR

8 Ağustos 2017 Salı

Arsa değerlerine karşı açılan davalarda usul sorunları

Alo Sgk | 09:10 | | | |


Arsa değerlerine karşı açılan davalarda usul sorunları

Bumin DOĞRUSÖZ
Dünya Gazetesi

Takdir komisyonlarınca önümüzdeki yıldan itibaren uygulanmak üzere belirlenen ve esas itibariyle emlâk vergisi matrahını, dolaylı olarak da gelir vergisi ve harçlar gibi pek çok mali yükümlülüğü etkileyecek olan arsa / arazi değerlerine karşı başvurulacak hukuki yol konusunda daha önce üç yazı yazmıştım.

Son yazımda bu konuda tanışlardan ve okurlardan gelen sorulara göre tereddüt konusu olan konuları ele almıştım. Bu yazımda ise özellikle yargı çevrelerinden gelen sorun ve değerlendirmeleri ele almak istiyorum.
Bu konuda karşılaşılan ilk sorun bu davayı kimi açabileceği noktasında oluşmuştur. Bu iptal davasını hiç şüphesiz emlâk vergisinin mükellefi olanlar ile menfaati bulunan diğer kimseler açabilir. Ancak bazı davaların site veya apartman yönetimleri tarafından açıldığı görülmektedir.
Her ne kadar 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunun 27. maddesinde ana taşınmazın kat malikleri kurulunca yönetileceği, 34. maddesinde bu kurulun yönetici veya yönetim kurulu atayabileceği belirtilmişse de yönetici veya yönetim kurulunun görevlerinin belirlendiği 35. maddesinde yönetici veya yönetim kuruluna kat maliklerini temsilen davacı veya davalı olma yetkisi tanınmamıştır. Bu nedenle kat maliklerinin bireysel menfaatlerini ilgilendiren konularda kat malikleri adına dava ehliyetleri yoktur. Ancak yönetici aynı zamanda kat maliki ise kendi adına dava açabilir. Pek tabii ki verilecek bir iptal kararı, önceki yazılarımda da belirttiğim gibi bütün malikler için geçerlilik taşıyacaktır.
Bu konuda ikinci sorun ise söz konusu davalarda karşımıza çıkan “yürütmeyi durdurma” talepleridir. Bu talebe şimdilik gerek yoktur. Mahkemeler öncelikle yürütmeyi durdurma talebi konusunda karar yazmak zorunda kalacaklarından ve bir de tarafl ar bu karara itiraz etmek yoluna gittiklerinde, yürütmeyi durdurma taleplerinin davayı uzatmaktan başka bir işe yaramayacağı görülmektedir. Çünkü mahkemeler bu talebi reddetmek zorundadırlar. İdari Yargılama Usulü Kanununa göre yürütmeyi durdurma kararı ancak gecikmesinde sakınca olması ve kararın uygulanması halinde ileride telafisi güç bir zararın ortaya oluşma olasılığının varlığı halinde verilebilir. Söz konusu takdir komisyonu kararlarının 1.1.2018’den önce uygulanma olanağı yoktur. Dolayısıyla şu anda kişiler için dava tarihi itibariyle, “kararın uygulanması halinde ileride telafisi güç bir zararın ortaya” çıkma olasılığı söz konusu değildir. Burada yürütmeyi durdurma kararı ancak, Aralık sonuna kadar mahkeme kararın oluşmaması veya oluşma olanağının bulunmadığının ortaya çıkması halinde Aralık ayında bir ek dilekçe ile talep edilebilir.
Bir başka sorun ise birden fazla bölgede taşınmaz sahibi olanların, bütün taşınmazları için toplu dava açmalarıdır. Bu noktada mahkemeler doğal olarak...