SON YAZILAR

29 Ağustos 2017 Salı

Avukatla sözleşme zorunluluğu

Alo Sgk | 09:14 | | | | | |


Avukatla sözleşme zorunluluğu

Bumin DOĞRUSÖZ
Dünya Gazetesi

Avukatlık mesleğinin amacı, hukuki ilişkilerin düzenlenmesini, her türlü hukuki sorun ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır. Avukatlar, bu amaçları avukat sıfatı ile gerçekleştirmeye çalışmalarının yanı sıra zaman zaman hukuk müşaviri olarak da hizmet verirler. Aslında bu iki hizmet birbirinden ayrı hizmetler olmayıp, birçok halde birbirlerini tamamlayıcı niteliktedir.

Avukatlık ile hukuk müşavirliğinin farkına ilişkin genel kanıya göre, Avukatlık hizmetine sorun çıkmasından sonra ve genellikle dava aşamasında müracaat edilmesine karşılık, hukuk müşavirine daha sorun çıkmadan, bir hukuki ilişki oluşturulurken, örneğin bir sözleşme yapılırken, bir şirket kurulurken müracaat edilmesi şeklinde açıklanabilir.
Nitekim bir sözleşmenin veya bir hukuki ilişkinin, daha başlangıçta, kuruluş aşamasında bir hukukçunun süzgeçinden geçmesi ve tarafların istek ve iradelerinin sözleşmeye hukukçu tarafından çeşitli ihtimaller de nazara alınarak aktarılması, ileride ihtilaf çıkması ihtimalini azaltmaktadır. Zira hukukçu, hazırladığı sözleşme metinlerinde, taraflar arasındaki ilişkinin önce hukuk kurallarına ve hakkaniyete uygun olmasına çalışacak, sonra o ilişkide çıkabilecek sorunlara ve taraflar arasındaki olası menfaat çatışmasının getirebileceği ihtilaflara ilişkin önleyici veya giderici düzenlemeleri sözleşmeye koymaya çalışacaktır. Bu davranış ise, mikro bazda ihtilaf sayısının azalması ve giderek makro bazda toplumsal barış ve huzurun sağlanması yönünde bir işlev ifade edecektir.
Bu nedenle ev kiralamaktan kredi almaya, iş yeri açmaktan şirket kurmaya kadar her türlü hukuki ilişkilere giren kişilerin, daha başlangıçta Avukatlık veya hukuk müşavirliği hizmeti almalarının kendilerine sağlayacakları yarar, tartışılamaz. Hele bu yararın, hizmet verene ödenen bedeli, uzun vadede çok aşacağı hiç tartışılamaz. Ancak biz toplum olarak, bu tür hizmetler almayı pek sevmiyoruz. Davamız olmadan bir hukukçuya müracaat etmeyi, bir vergi incelemesi veya vergi idaresinin zorlaması olmadan bir mali müşavirle çalışmayı, bir yerimiz ağrımadan doktor kontrolünden geçmeyi, dişimiz çürümeden dişçiye gitmeyi pek istemiyoruz. Ancak bu davranış biçimi, uzun vadede sağlıksız yahut sorunlu bir toplumu veya toplumsal ilişkileri ortaya çıkartıyor.
Hukuki alanda çıkan ihtilaflar da zaten bunu göstermektedir. Davaların pek çoğu, başlangıçta bir hukukçu ile birlikte davranılmamış olmasından kaynaklanmaktadır. Vergi ihtilafları da aynı şekilde. Pek çok dava aslında, mali yükümlülükler ve vergi mevzuatı konusunda bir hukukçudan veya mali müşavirden yeterince hizmet alınmamış olmasının sonucu. Bütün bu gerçekler, aynı zamanda yargının da iş yükünü arttırmakta, davaların geç sonuçlanmasına yol açmaktadır. Zaten bu yüzden Kanunda söz konusu yükümlülük, şirketin bir ihtilafının bulunup bulunmadığı önem taşımaksızın ihdas edilmiştir.
Avukatlık Kanunu'nda bu sakıncalar giderilmeye çalışılmış ve Ticaret Kanunu'nda öngörülen asgari sermayenin beş katından fazla, bir başka deyişle bu gün için 250 bin liradan fazla sermayeli anonim şirketlerle, üye sayısı yüz veya daha fazla olan yapı kooperatiflerine sözleşmeli bir avukat bulundurma zorunluluğu getirilmiştir.
Bu zorunluluk, 10.5.2001 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan ve Avukatlık Kanunu'nda çeşitli değişiklikler öngöre 4667 sayılı Kanunla ihdas olunmuş ve 6 Kasım 2001 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.
Bu tarihten itibaren bu zorunluluğa uymayan şirketler ve kooperatiflere...