SON YAZILAR

17 Ağustos 2017 Perşembe

Bütçe ve işsizlik verilerine Pareto Prensibi üzerinden bakış

Alo Sgk | 09:09 | | | |


Bütçe ve işsizlik verilerine Pareto Prensibi üzerinden bakış

Ali Orhan YALÇINKAYA - Ekonomist
Dünya Gazetesi
Üniversitede okuduğunuz bölümü bir terim ile anlatın deseler ilk “ceterius paribus” (diğer tüm durumlar sabitken) derim, başka da bir şey demem. Bunu söylemeyen ekonomiyi kurtaramadığı gibi mezun da olamıyor. Gaza gelip “ceterius paribus” derim başka da bir şey demem diyerek kestirip attım ama düşününce “Pareto Optimum”da derim. İtalyan ekonomist ve matematikçi Vilfredo Pareto’nun servet dağılımına ilişkin gözlemine dayanan prensibini hayatın her alanına uygulamıştım, hakkını yemeyeyim şimdi.

İtalya’daki servetin yüzde 80’ine nüfusun yüzde 20’sinin, İngiltere’deki toprakların yüzde 80’ine nüfusun yüzde 20’sinin sahip olduğunu fark eder Pareto. Böylece ekonomide çıktıların yüzde 80’inin, girdilerin yüzde 20’sinden; sonuçların yüzde 80’inin nedenlerin yüzde 20’sinden kaynaklandığı fikri doğar.
Temmuz ayı bütçe gerçekleşmelerine ve mayıs ayı istihdam verilerine, Pareto Prensibi çerçevesinden bakalım istedim. 2017 Temmuz ayında 0.1 milyar TL fazla veren bütçe bu yılın aynı döneminde 0.9 milyar TL fazla verdi. Aylıktaki bu olumlu görünüme rağmen geçen sene ocak-temmuz döneminde 1.3 milyar TL olan bütçe fazlasının bu sene 24.3 milyar TL açığa dönüştüğü görülüyor. 2016 Temmuz ayında 4.3 milyar TL fazla veren faiz dışı denge, 6.7 milyar TL fazla verirken, geçen yılın ocak-temmuz döneminde 31.9 milyar TL olan fazla 8.4 milyar TL’ye gerilemiş.
Bütçenin gelir detaylarına baktığımızda ocak-temmuz döneminde yurt içi ekonomik aktivitedeki eğilimi takip ettiğimiz dâhilde alınan KDV bir önceki yıla göre yüzde 5 artarken, iç talebin seyri hakkında sinyal veren ÖTV gelirlerinin ise yüzde 14.4 artmış olduğu görülüyor. Dış ticaretin seyri hakkında fikir veren ithalde alınan KDV ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 22.8 artmış durumda.
Ocak ayında 22 milyar TL olan 12 aylık birikimli bütçe açığı temmuzda 54.8 milyar TL’ye yükselirken, Bütçe açığı / GSYH oranı ise bir önceki aya göre değişmeyerek yüzde 21 oldu. Faiz hariç giderler yüzde 19.8 artarken mal ve hizmet alım giderleri ile sermaye transferlerindeki artışlar dikkat çekici. Ocak Temmuz dönemi olarak bakıldığında ise bütçe giderleri yüzde 18.6 artarken gelirler yüzde 10.7 artış hızı ile bunun gerisinde kalmış durumda. Bütçe gelir ve giderlerine enflasyondan arındırılmış olarak baktığımızda ise gelirler yüzde 12.3 artarken giderlerin yüzde 10.7 arttığı görülüyor. Temmuz ayı gerçekleşmeleri, vergi gelirlerinin vermiş olduğu katkıyla sınırlı toparlanmaya işaret etmekte. Buraya kadar anlattıklarım sonuçlar. Peki ya bu sonuçlara gelmemize sebep olan neden(ler)?
Aslında tek bir somut nedeni var, ekonomiye bu destek verilmeliydi. Aksi bir durum çok daha sıkıntılı bir tablo ile karşılaşmamız anlamına gelecekti. Örneğin temmuz sonuçları, ekonomik aktivitedeki canlanmanın vergi gelirlerine olumlu yansıması şeklinde okunabilir. O zaman da şu soruyu sorabiliriz: Ekonomiyi destekleyici uygulamaların sona ermesiyle beraber bütçe açığındaki artış eğilimi de azalacak mı? Önümüzdeki dönemde harcama artışları kontrol altına alınarak, bütçe açığı makul seviyelerde tutularak, mali disiplin konusunda kararlı tutum sergilenebilecek mi? Ya da Pareto Prensibi’nden hareketle nedenler ve sonuçlar arasındaki dengesiz orantıdan kaçınılabilir miydi Bir de istihdam verilerine bakalım aynı perspektifle.
Mayıs ayında işsizlik bir önceki...