SON YAZILAR

12 Ekim 2017 Perşembe

Serbest meslek kazançları ve ÇVÖA'ların Türkiye’nin vergileme yetkisine etkisi (II)

Alo Sgk | 09:14 | | | | |


Serbest meslek kazançları ve ÇVÖA'ların Türkiye’nin vergileme yetkisine etkisi (II)

Akif AKARCA - Dr. Mehmet ŞAFAK
Dünya Gazetesi

Serbest meslek faaliyetinin Türkiye’de bir iş yeri ya da sabit yer vasıtasıyla icra edilmesi

Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları’na (ÇVÖA) taraf diğer ülke mukimleri tarafından Türkiye’de icra edilen serbest meslek faaliyetlerinden veya benzer nitelikteki diğer faaliyetlerden elde edilen kazançların vergilendirme yetkisinin paylaşımında temel bağlama noktası, faaliyetin Türkiye’de bir iş yeri ya da sabit yer vasıtasıyla gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğidir. Gerçek kişiler açısından, gerçek kişilerin elde ettikleri serbest meslek kazançlarının vergilendirilmesi, ÇVÖA’larının 14’üncü maddesinde ele alınmaktadır. Bazı anlaşmaların 14’üncü maddesinde açıkça gerçek kişiler yönünden düzenleme yapılmış olmakla birlikte, bazı anlaşmalarda gerçek kişi ifadesine yer verilmeksizin mukim terimi kullanılarak düzenleme yapılmıştır. Bu şekilde yapılan bir düzenleme anlaşmada yer verilen tanımlar gereği hem gerçek kişileri hem de tüzel kişileri kapsamaktadır.

ÇVÖA’ya taraf olan diğer akit devlet mukimi bir gerçek kişinin serbest meslek faaliyetleri veya bağımsız nitelikteki diğer faaliyetler dolayısıyla elde ettiği gelirin kaynak devlet olarak Türkiye’de vergilendirilmesi, anlaşmada sabit yer unsuruna bağlanmış olabilir. Bu kapsamda, anlaşmaya taraf diğer akit devlet mukimi bir gerçek kişinin serbest meslek faaliyetleri icra etmek amacıyla Türkiye’de bir sabit yere sahip olması durumunda, bu sabit yere atfedilen gelirle sınırlı olmak üzere Türkiye’nin vergilendirme hakkı doğmakta olup yapılacak vergilendirmede iç mevzuat hükümleri dikkate alınacaktır.
Ülkemizin taraf olduğu ÇVÖA’dan bazılarında, örneğin Gürcistan anlaşmasında olduğu gibi, diğer akit devlet mukimi gerçek kişinin serbest meslek faaliyetleri veya bağımsız nitelikteki diğer faaliyetler dolayısıyla elde ettiği gelirin kaynak devlet olarak Türkiye’de vergilendirilmesi sadece sabit yerin varlığı unsuruna bağlanmıştır. Bunun aksine, diğer bazı ülkelerle olan anlaşmalarda ise sabit yer unsurunun yanı sıra kalma süresi unsuru da Türkiye’nin vergilendirme yetkisinin belirlenmesinde kullanılmaktadır.
Bu kapsamda, sabit yerin tek başına ya da kalma süresi ile birlikte alternatif bağlama noktası olarak tanımlandığı anlaşmalarda, Türkiye’nin vergilendirme yetkisinin oluşup oluşmadığının tespiti açısından sabit yerin varlığına bakılması gerekmektedir.
ÇVÖA’da sabit yer teriminin bir tanımlaması genel olarak yapılmamış olmakla birlikte, bu terim anlaşmaların 5’inci maddesinde tanımlanması yapılan “iş yeri” kavramı ile benzerlik arz etmektedir. ÇVÖA’da kullanılan “iş yeri” ve “sabit yer” terimleri arasında nitelik olarak esaslı bir farklılık bulunmamakta, iş yeri terimi daha çok ticari ve sınai faaliyetlerle ilgili olarak kullanılırken “sabit yer” terimi serbest meslek faaliyetlerinin icra edildiği yer için kullanılır.
Sabit yerin oluşup oluşmadığının tespitinde, faaliyetin niteliğine uygun olarak kullanılan yerin münhasıran söz konusu faaliyete tahsis edilmesi gerekli değildir. Başka bir gerçek ya da tüzel kişi paylaşılması veya başka bir kişiye ait olması durumu bu yerin işe ilişkin olma vasfını değiştirmeyecektir.

Tüzel kişi ve teşebbüslerde durum

Anlaşmalara taraf olan diğer ülke mukimi olan tüzel kişilerin/ teşebbüslerin serbest meslek faaliyetlerinden elde ettikleri kazançların vergilendirilme yeri anlaşmalarda genel olarak 14’üncü maddede düzenlenmekle birlikte, bazı anlaşmalarda söz konusu kazançlar 5’inci maddede ve bu madde ile ilişkilendirilen 7’nci maddede, az sayıdaki bazı anlaşmalarda ise 14’üncü madde ile birlikte 5’ve 7’nci maddeye göre belirlenmektedir.
Bazı anlaşmalarımızda diğer ülke mukimlerinin serbest meslek ve benzeri faaliyetlerinden elde ettiği gelirin kaynak devlet olarak Türkiye’de vergilendirmesi sadece sabit yerin varlığı unsuruna bağlanmıştır.
Sabit yer terimi, yukarıda açıklandığı üzere, anlaşmaların 5’inci maddesinde tanımlanan iş yeri “kavramıyla benzerlik taşımaktadır.
Dolayısıyla, ÇVÖA’nın 14’üncü maddesinde bahsedilen “sabit yer” in diğer ülkede oluşup oluşmadığının belirlenmesinde ilgili anlaşmaların “iş yeri” başlıklı 5’inci madde hükümleri dikkate alınacaktır.
Bazı anlaşmalarımızda hem gerçek kişi hem de tüzel kişiler için vergilendirme yetkisinin tespitinde sadece sabit unsuru belirleyici olacaktır. Buna karşın, diğer bazı anlaşmalarda iş yeri ya da sabit yer unsurunun yanı sıra kalma süresi unsuru ya da ödemenin Türkiye mukimi olan bir kişi tarafından veya böyle bir kişi adına ya da Türkiye deki bir iş yerinden /sabit yerden yapılması unsuru Türkiye’nin vergilendirme yetkisinin belirlenmesi için, kullanılan ilave unsur ya da unsurlar olarak yer almaktadır..

Serbest meslek faaliyetinin Türkiye’de belirli süreden fazla kalınması suretiyle icra edilmesi

Türkiye’nin taraf olduğu ÇVÖA’nın bir kısmında iş yeri ya da sabit yer unsuruna ilave olarak faaliyetin Türkiye’de belirli süreden fazla kalınarak icra edilmesi unsuruna da yer verilmektedir. Bu durumda, iş yeri ya da sabit yer oluşmadığı halde Türkiye’nin vergilendirme yetkisinin tespiti açısından kalma süresi unsuruna bakılması gerekmektedir.

• Gerçek kişiler yönünden

Türkiye’nin vergileme yetkisi oluşması için, kalma süresi unsuruna bazı anlaşmalarımızda sadece gerçek kişiler yönünden faaliyetin icrası için...