SON YAZILAR

8 Kasım 2017 Çarşamba

AATUHK'na göre 79. madde hükmünün uygulanabilmesi için gerekli şartlar

Alo Sgk | 09:31 | | | | |


AATUHK'na göre 79. madde hükmünün uygulanabilmesi için gerekli şartlar

Av. Nazlı Gaye Alpaslan
Hürses

Bilindiği gibi, 6183 sayılı AATUHK'nun 62. maddesinde; borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit olunan borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince hacz olunacağı; 79. maddesinde de, hamiline yazılı olmayan veya cirosu kabil senede dayanmayan alacaklar ile, maaş, ücret, kira vesaire gibi  her türlü hakların ve fiilen zabıt tanzimi suretiyle haczi kabul olmayan üçüncü şahıslardaki menkul malların haczinin, borçlu veya zilyed olan veyahut alacak ve hakları ödemesi gereken  hakiki, hükmi şahıslara, kurumlara haciz keyfiyetinin tebliği suretiyle  yapılacağı; borçlunun, alacağı veya üçüncü şahıstaki bir malı haczedilip de üçüncü şahıs, borcu olmadığı veya malın  yedinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden evvel borç ödenmiş  veya mal istihlak edilmiş yahut kusuru olmaksızın telef olmuş veya alacak  borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu  gibi bir iddia ise keyfiyeti, haczin kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde tahsil dairesine yazılı beyanla bildirmeye mecbur olduğu; bildirmediği  takdirde mal elinde ve borç zimmetinde  sayılıp, hakkında bu kanunun hükümlerinin uygulanacağı; 55. maddesinde ise, amme alacağının vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde  borçlarını ödemeleri  veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir "ödeme emri" ile tebliğ olunacağı hüküm altına alınmıştır. 


Anılan 79. madde, 6183 sayılı kanunun  kamu  alacağının cebren tahsili ile ilgili ikinci kısmının menkul malların haczi ve satışı ile ilgili ikinci bölümünde düzenlenmiştir. Madde, kamu borçlusunun üçüncü  kişilerde bulunan menkul mal,  hak ve alacakların haczi için, cebren tahsil   ve takip esaslarını düzenleyen birinci bölümde öngörülen haciz yönteminden farklı bir yöntem öngörmektedir.

Bu yönteme göre; haciz, borçlu veya zilyed olan veyahut alacak ve hakları ödemesi gereken hakiki ve hükmü şahıslarla kurumlara haciz keyfiyetinin tebliği suretiyle  yapılmaktadır. Ancak, bu tebligat, haczin hukuki sonuç doğurabilmesi; başka anlatımla, alacaklı tahsil dairesinin hacizden sonraki işlemlere girişebilmesi için yeterli değildir. Bunun için, kendisine tebligat yapılan kişi ya da kurumun, tebliğden itibaren "yedi gün" içinde borcu  olmadığını, malın yedinde  bulunmadığını, haczin tebliğinden  önce borcu ödenmiş veya mal istihlak edilmiş ya da kusuru olmaksızın telef  olmuş veyahut  alacaklının  emrettiği yere verilmiş olduğunu alacaklı tahsil dairesine bildirmemiş olması gerekir. Yani; kanun  koyucu, kendisine haciz bildirimi tebliğ olunan kişi ya da kuruma, yedi gün içinde sözü edilen birimi yaparak, takipten kurtulma olanağı tanımaktadır. Bu bildirim yapıldığında, alacaklı tahsil dairesinin, üçüncü kişi aleyhine kamu gücü kullanması mümkün olmaz. Bu durumda, üçüncü kişide kamu  borçlusuna ait mal,  hak ve alacak bulunduğu inancında olan idarenin,  bu kişiyi, Adli Yargı yerlerinde özel hukuk hükümlerine göre açacağı  davalar ile takipten  başka bir imkanı mevcut değildir.

Buna karşılık; yedi gün içinde açıklanan biçimde bildirim yapılmış olursa, kanuna göre, haciz bildiriminde yazılı mal veya borç kendisine bildirim yapılan üçüncü kişinin elinde veya zimmetinde sayılır ve, hakkında, 6183 sayılı kanun hükümleri uygulanır. (1)   

Herhangi bir nedenle itiraz süresinin geçirilmesi halinde üçüncü şahıs, haczin bildirilmesinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz  bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibariyle amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorundadır. Menfi tespit davası açılması halinde mahkemece bu kanunun 10. maddesinde sayılan türden teminat  karşılığında takip işlemlerinin durdurulmasına karar verilebilir. Teminat, alacaklı tahsil dairesine verilir ve haciz varakasına dayanılarak  haczedilir.  Taraflar arasında teminata ilişkin olarak  çıkan anlaşmazlıklar, takip işlemlerinin durdurulması hakkında kararı veren mahkeme tarafından çözümlenir. Davasında haksız çıkan üçüncü şahıs aleyhine, haksız çıktığı tutarı %10'u tutarında ayrıca inkar tazminatına  hükmedilir. 

Bu kanun uyarınca kendisine tebliğ edilen ödeme emrine karşı dava açıp itirazında kısmen veya tamamen  haksız çıkan üçüncü şahıs hakkında, menfi tespit  davasının lehine sonuçlanması veya asıl amme borçlusunun takip konusu amme alacağını tamamen ödemiş olması halinde, bu kanunun 58. maddesinin 5. fıkrası hükmü uygulanmaz.

Üçüncü şahıs, haciz bildirisi üzerine 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine itiraz ettiği takdirde, alacaklı amme idaresi 1 yıl içinde, üçüncü şahsın yaptığı itirazın aksini genel mahkemelerde açacağı dava ispat ederek, üçüncü şahsın İcra ve İflas Kanunun 338. maddesinin 1. fıkrasına göre cezalandırılmasını ve borçlu bulunduğu tutarın ödenmesine hükmedilmesini isteyebilir.

Menkul malların aynen teslimi mümkün olmadığı takdirde değeri ödenir. Üçüncü şahısların genel hükümler  gereğince asıl borçluya rücu hakları saklıdır.

Danıştay tarafından verilen bir kararda...