SON YAZILAR

7 Kasım 2017 Salı

İşçinin İmzaladığı İbranamenin Geçerliliği

Alo Sgk | 09:29 | | | | | | | |


İşçinin İmzaladığı İbranamenin Geçerliliği

Nevzat ERDAĞ

İş hayatımızda her çalışanı ilgilendiren bir husus olan ibraname konusunu bu makalemde ayrıntılı olarak Yargıtay kararları ışığında açıklayacağım.
İbranamenin (aklama belgesi) sözlük anlamı şöyledir; alacaklının borçludan her türlü alacağını aldığını ve böylece borçludan herhangi bir alacağı kalmadığını ve onu ibra ettiğini gösteren belge olarak tanımlanıyor.

İş Hukuku bağlamında ‘ibraname’ işçinin işten ayrılırken ücret, fazla çalışma, yıllık ücretli izin alacağı, ihbar ve kıdem tazminatı vb. alacaklarını aldığına, başka alacağının kalmadığına ilişkin imzalayarak işverene verdiği belgeye denir. İbraname, iş hukukunda düzenlenmeyen bir belgedir.
Fakat iş hukukunu düzenleyen birçok kanunun yanında Borçlar Kanunu da, hizmet akdi ile çalışanların haklarını ve borçlarını düzenleyen bir diğer kanun olarak yürürlüğünü muhafaza etmiştir. ‘ibraname’  hususu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 420. maddesiyle açıklanmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 420’nci maddesine bakacak olursak
 “V. Ceza koşulu ve ibra
Madde 420 – Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir.
İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür.
Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur.
İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer yakınlarının isteyebilecekleri dâhil, hizmet sözleşmesinden doğan bütün tazminat alacaklarına da uygulanır.”
Maddenin birinci fıkrasına göre, hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulacak ceza koşulu geçersizdir. Buna karşılık hizmet sözleşmelerine işçi lehine ceza koşulu konulabilir. Böylece fıkra hükmü nispi emredici bir nitelik taşımaktadır.
Borçlar Kanunumuza göre ibra sözleşmesinin geçerliliğinin koşulları
  1. İbra sözleşmesi yazılı şekilde yapılmış olmalıdır,
  2. Sözleşmede ibra konusu alacağın türü ve miktarı açıkça belirtilmiş olmalıdır,
  3. Hizmet sözleşmesinin devam ettiği sırada veya sona ermesinden başlayarak bir ay geçmeden işçi aleyhine yapılan ibra sözleşmeleri hükümsüzdür,
  4. İbra konusu alacağın türü ve miktarı ibranamede açıkça belirtilmelidir,
  5. Ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması gerekmektedir.
Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür.
İşçi, böyle bir ibra sözleşmesinin hizmet ilişkisinin sona erdiği tarihten başlayarak iki yıl içinde iptalini isteyebilecektir.
Bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere, ibranın mutlaka sözleşme şeklinde yapılması gerektiği anlaşılmaktadır. Bunun yanında ödemenin bankadan yapılması gerektiği şart olarak konulmuştur.
Ödemenin ne miktarda yapıldığının diğer bir ispat da, ödemeyi yapan işverenin muhasebe kayıtları ile tevsik edilmesi gerekir. Mahkemeler, bu tür davalarda ödemenin miktarı konusunda, ödemeyi yapan işverenin muhasebe kayıtlarını bilirkişi vasıtası ile kontrol ettirmektedirler.
İşveren ile işçi arasındaki iş ilişkisi, işçinin ibranameyi imzalayarak alacaklarını aldığını beyan etmesi ile bitmemektedir. İşveren ve işçi arasındaki iş ilişkisi, ancak işçiye yapılması gereken ödemelerin yapılması ile sona erebilecektir. Buna göre, işçi bir kısım hakkından ya da hakkının tamamından yazılı beyan ile vazgeçmeyecektir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin. 2008/37372 esas numaralı 2010/31566 sayılı kararında, “İbra sözleşmesi, varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesine dair bir yol olmakla, varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçların ibra yoluyla sona ermesi de mümkün olmaz. Bu nedenle işveren tarafından işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun ibraya konu olması düşünülemez. Savunma ve işverenin diğer kayıtları ile çelişen ibra sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmelidir.” ifadeleri bulunmaktadır.
İbraname İş Akdi Sona Ermeden İmzalatılırsa Ne Olur?
6098 sayılı Borçlar Kanununun 420’nci maddesinin ikinci fıkrasında, “ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması,” ifadesi bulunmaktadır.
Buna göre, ibranamenin işveren ve işçi arasındaki sözleşmenin sona erdiği tarihten başlamak üzere en az bir aylık süre içinde imzalanması gerekmektedir.
Uygulamada İş ilişkisinin devamı süresinde de işçiye ibraname imzalatıldığı veya işveren tarafından böyle bir talebin yapıldığı bilinmektedir.
  • İşçi tarafından işe başlamadan veya başladığı tarihte imzalatılan ibranamelerin hiçbir hukuki geçerliliği bulunmamaktadır.
  • Bunun yanında iş akdi devamı sırasında gene imzalatılan ibranamelerin de hiçbir hukuki geçerliliği yoktur.
Çünkü bu ibranamede, Borçlar kanunumuzun 420’nci maddesinde belirtilen, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, koşulu bulunmayacaktır.
Bu husus Yargıtay Kararlarında da bu şekilde karşılık bulmuştur.
TC Yargıtay 7.Hukuk Dairesi . 2013/19359 Esas. 2014/848 sayılı  22.01.2014 tarihli kararında şöyle karar vermiştir;
Somut olayda davalı, davacının iş yerinden kendi isteğiyle Ayrıldığını, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, davacının kendilerini ibra ettiğini savunmuş ve miktar içeren bir adet ibranameyi dosyaya sunmuştur. Mahkemece de bu ibranameye değer verilerek ibranamede yazan miktarların davacının hak kazandığı kıdem ve ihbar tazminatından mahsubu yapılarak karar verilmiştir. Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi davacının iş sözleşmesi 31.12.2009 tarihinde kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde davalı yanca feshedilmiştir. Davalı işverenin davacının iş yerinden kendi isteğiyle ayrıldığım savunmasına rağmen kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yaptığını iddia etmesi 31.12.2009 tarihli ibranamede ödendiği gösterilen kıdem ve ihbar tazminatının ödenip ödenmediği konusunda şüphe oluşturmuştur. Davacı da bu parayı almadığını iddia etmektedir. Savunmayla çelişmesi ve daha sonra doldurulmuş olabileceği de göz önünde bulundurularak tek başına bu ibranameye değer verilemez.
Yapılacak iş; davalıdan ödemeye ilişkin belgeleri ibraz etmesi için kesin önel verilmesi, eğer davacıya banka aracılığı ile ödeme yapıldığı savunulursa banka kayıtlarını, elden ödeme yapıldığı savunulursa davalı işyerinin muhasebe kayıtlarında uzman bir bilirkişi vasıtasıyla bilirkişi incelemesi yaptırılarak kıdem ve ihbar tazminatına mahsuben ödeme yapılıp yapılmadığını kesin olarak belirleyip çıkacak sonuca göre bir karar vermektir. Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile ödeme yapılmış gibi ibranamede yazan miktarların kıdem ve ihbar tazminatından mahsubu hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yine başka bir kararında Yargıtay 9. HD. 5.11.2010 günlü ve E. 2008/37441, K. 2010/31943 sayılı kararı: “İbranamenin tarih içermemesi ve içeriğinden de fesih tarihinden sonra düzenlendiğinin açıkça anlaşılamaması durumunda ibranameye değer verilemez. ”demektedir.
Yargıtay 9. HD. 15.10.2010 günlü ve E. 2008/41165, K. 2010/29240 sayılı kararında ise: “Dairemizin kökleşmiş içtihatları çerçevesinde iş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibra sözleşmelerinin geçersizdir. İşçi bu dönemde tamamen işverene bağımlı durumdadır ve iş güvencesi hükümlerine rağmen iş ilişkisinin devamını sağlamak veya bir kısım işçilik alacaklarına bir an önce kavuşabilmek için iradesi dışında ibra sözleşmesi imzalamaya yönelmiş sayılmalıdır. Dairemizin kararlılık kazanmış olan uygulaması bu yöndedir.
İşçi ihtirazı kayıtla ibranameyi imzalayabilir mi?
Öncelikle hemen şunu belirteyim ibraname işçi tarafından ihtirazi kayıt konularak imzalanabilir.
İşçinin bir ibranameyi imzalarken bazı haklar açısından ihtirazı kayıt koyması halinde Yargıtay bu şekilde kayıt içeren ibranamelerin, işçinin ihtirazı kayıt koyduğu alacaklar açısından geçerli olmayacağına hükmetmektedir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından verilen 22.03.2007 tarihli ve 2006/22097,Esas. 2007/8205 sayılı kararda, “İbraname davacı tarafından ihtirazı kayıtla imzalanmıştır. Bu sebeple ibranameye değer verilerek davanın reddedilmesi hatalıdır.” ifadesi bulunmaktadır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin. 2008/40032,Esas 2010/31666 sayılı kararına göre, işçinin ibranamede yasal haklarını saklı tuttuğuna dair ihtirazı kayda yer vermesi, ibra iradesinin bulunmadığını gösterir. Denmektedir
İhtirazi kayıt taşıyan ibranamelerin geçerli olup olmadığı ise işçinin ihtirazi kaydının hangi alacağa ilişkin olduğu ile ilgilidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 1.7.2013 tarihli 2013/5298 Esas 2013/12359 sayılı kararında
” Taraflar arasında düzenlenen ibranamenin geçerliliği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Somut olayda, davacının iş akdinin sona ermesinden sonra imzaladığı tarihsiz ve davaya konu iş kanunundan doğan ücretler, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ile yıllık izin ücretine dair hiçbir hak ve alacağının kalmadığının yazılı olduğu, davacının bu ibranamenin altına el yazısı ile Eylül, Ekim maaş hak edişlerimi almadım, ihbar- kıdem ve yıllık izin hak edişlerimi almadım, ödenmesi kaydıyla ihtirazi kaydını düşerek imzaladığı sabittir.
Davacının ibranamede yazılı diğer alacaklarını almaması halinde bu alacakları da ihtirazi kayıtta göstermesi gerekeceği tabiidir. İbranamenin imzalanması ile ilgili olarak ileri sürülmüş bir irade fesadı hali iddiası da söz konusu değildir. Bu durumda davacının ihtirazi kayıtta yer almayan ve ibraname metninde yazılan diğer işçilik alacakları olan genel tatil, hafta tatili ve fazla çalışma ücret alacaklarını almış olduğunu kabulü gerekir. Bu durum değerlendirilerek hüküm verilmesi gerekirken mahkemenin hatalı kabul ile ibranamedeki ihtirazi kayda değer vermeyip hafta tatili dışındaki alacak taleplerinin tamamının kabulü hatalı olup bozma nedenidir”yönündedir.
Yargıtay’ın söz konusu kararı ile ibraname işçinin ihtirazi kaydına ilişkin olmayan alacaklar açısından geçerli sayılmış ihtirazi kayıta konu alacaklar için ise geçerliliğinin olmadığı hükme bağlanmıştır. İbranamenin geçerli olmadığı ve işçinin ihtirazi kaydına ilişkin alacak talepleri yönünden işçi dava açabilecektir.
İbranamemin geçerliliğinde Ödemenin önemi var mıdır?
Borçlar Kanununun 420’nci maddesinin ikinci fıkrasına göre, “…ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür.” Bu nedenle, ibra konusu alacağın tamamının noksansız olarak ödenmesi gerekmektedir.
Uygulamada işçi alacaklarının taksitler halinde veya kıdem tazminatının geç ödendiği görülen hususlardandır Bu durumda işçiler geçmiş günler için faiz isteyebilir. Ancak talepte bulunabilmek için ödemelerin ihtirazı kayıt konularak alınmış olması gerekir. Gecikme faizi, fesih tarihinden her bir taksitin ödendiği tarihe kadar geçen süreler için ayrı ayrı hesaplanır.
Alacaklar Çek, Senetle Ödenebilir mi?
Uygulamada işçi alacaklarının Taksitler halinde veya çek, senet ile ödendiğini de görmekteyiz. Bu durumlarda da kıdem tazminatı ödenen işçinin senet ile yapılan son ödemeden önce noter kanalıyla faiz alacağı saklı tutulduğuna dair ihtarname göndermesi ihtirazı kayıt niteliğindedir. Bu durumda ödeme tarihine göre geçmiş günler için faiz hesap edilmesi gerekir.
T.C. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2003/6660 Esas 2003/19475 sayılı kararında bu hususu şu şekilde izah etmiştir;
Munzam zarar, faizi aşan zarardır. Borçlar Kanunun 105. maddesinde düzenlenmiştir. Faizi aşan zararı olduğunu iddia eden kişi ispat ile yükümlüdür. Öte yandan, kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle İş Kanunun 14/11 c-2 ye göre gecikme faizi istenir.
Borçlar Kanunun 113/II. fıkrasına göre de kıdem tazminatı ödendiğinde işçi geç ödemeden dolayı ihtirazi kayıtta bulunmamış ise faiz isteğinde bulunamaz. Çünkü asıl borç ödendiğinden Borçlar Kanunun 113/1. fıkrasına göre Fer’i haklarda düşer.