SON YAZILAR

9 Ocak 2018 Salı

Kiralanan İşyerine Ait Vergi ve Sigorta Giderleri

Alo Sgk | 09:48 | | |


Kiralanan İşyerine Ait Vergi ve Sigorta Giderleri

Ali Deniz İnan
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Bilim Uzmanı
alidenizinan88@gmail.com

İşletmeler faaliyetlerinin sürdürülmesi amacıyla fabrika binası kiralanması yanında personellerine konut tahsisi suretiyle veya yurtiçi ve yurt dışı müşterilerinin konaklaması amacıyla daireler kiralamaktadırlar. Kiralanan bu yerler için süreklilik arz eden ve yıl içerisinde ödenmesi gereken vergi ve sigorta giderlerinin kira sözleşmesinde kiracıya ait olduğu belirtilmesinden bahisle gider yazmaktadırlar. Fakat kira sözleşmesi dayanak gösterilerek vergi ve sigorta poliçelerinin gider yazılıp yazılmayacağı hakkında bir takım tereddütler bulunmaktadır.

1. KİRALANAN YERLERE AİT VERGİ VE RESİM, HARÇ GİDERLERİ
İşletmelerin kiralamış oldukları işyeri ve meskenlere ait süreklilik arz eden ve yıl içerisinde ödenmesi gereken emlak vergisi, çevre temizlik vergisi vb. vergiler bulunmaktadır.
1.    Çevre Temizlik Vergisi
2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanununun mükerrer 44’üncü maddesine göre; Belediye sınırları içerisinde bulunan ve çevre temizlik hizmetinden yararlanan konut, işyeri ve diğer şekillerde kullanılan binalar çevre temizlik vergisine tabidir. Verginin mükellefi ise binaları kullananlardır, olarak hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla işletmelerin kiralamış oldukları bina işyeri ve konutlar için ödedikleri çevre temizlik vergilerini safi kurum kazancının tespit edilmesinde vergi resim ve harç gideri olarak indirim konusu yapmaları mümkündür.
1.    Emlak Vergisi
Emlak vergisi, tapu kayıtlarında geçen ve konut, arsa, arazi ve bina gibi taşınmaz mülkiyetine sahip kişiler tarafından ödemekle yükümlüğü olunan vergidir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6’ıncı maddesinin ikinci bendinde; Safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümleri uygulanır, hükmü bulunmaktadır. Dolayısıyla safi kazancının tespitinde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40’ıncı maddesindeki yer alan giderlerin indirim olarak dikkate alınması gerekmektedir.
193 sayılı Kanunun 40/6’ıncı maddesinde işletme ilgili olmak üzere; bina, arazi, gider, istihlak, damga, belediye vergileri, harçlar ve kaydiyeler gibi ayni vergi ve resim harçların safi kazancın tespitinde gider olarak indirilmesi mümkün kılınmıştır.
Fakat verginin asıl mükellefinin olmayan kiracıların bu verginin yüklenici olmamasından dolayı 193 sayılı Kanunun 40/6’ıncı maddesinden ziyade aynı Kanunun 40/1’inci maddesinde hüküm altına alındığı üzere; Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler, kapsamında safi kazancın tespitinde indirim konusu yapılması gerekmektedir. Şöyle ki; taraflar arasından düzenlenen kira sözleşmesinde, kiralanan gayrimenkule ilişkin emlak vergisinin kiracı tarafından ödeneceğine mutabık kalınmış olması durumunda, kiracı tarafından ödenen emlak vergisi safi kurum kazancının tespitinde kira gideri olarak dikkate alınması gerekmektedir. Ayrıca kiraya verenin gerçek kişi olması durumunda yapılan ödemenin brüte iblağ edilerek stopaja tabi tutulması ve brüt tutarın kurum kazancının tespitinde kira gideri olarak dikkate alınması gerekmektedir.
Diğer taraftan taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinde emlak vergisinin ödenmesi konusunda herhangi bir hüküm yoksa kiracının ödemiş olduğu emlak vergisi kanunen kabul edilemeyen gider olarak dikkate alınması gerekmektedir.
2. KİRALANAN YERLERE AİT SİGORTA GİDERLERİ
Mesken olarak kullanılan binaların zorunluluk kapsamında olmasından ötürü zorunlu deprem sigortası (DASK) ve oluşabilecek zararlara karşı güvence altına alınması amaçlı isteğe bağlı sigorta çeşitleri bulunmaktadır.
1.    Zorunlu Deprem Sigortası (DASK)
Zorunlu Deprem Sigortası, 1999 yılında Marmara Bölgesi’nde meydana gelen büyük deprem sonrası devlet tarafından tüm meskenler için zorunlu hale getirilmiştir. Zorunlu Deprem Sigortası ile depremin ve deprem sonucu meydana gelen yangın, infilak, tsunami ve yer kaymasının doğrudan neden olacağı maddi zararlar, poliçede belirtilmiş limitler dâhilinde nakit olarak karşılanır.[1]
6305 sayılı Afet Sigortaları Kanununun 10/3’üncü maddesinde “…malikler veya intifa hakkı sahipleri tarafından zorunlu deprem sigortası yaptırılır ve bu sigorta her yıl yenilenir.” olarak hüküm altına alınmıştır. Uygulamada zorunlu deprem sigortasının malikler veya intifa hakkı sahipleri tarafından yahut kiracılar tarafından yaptırılması mümkündür. Sigortanın kiracı tarafından yaptırılması durumunda; malike ait TCKN poliçede belirtilir ve poliçede kiracı “sigorta ettiren” olarak, malik ise “sigortalı” olarak yer alır. Kiracı tarafından bu şekilde yapılan poliçeler için ödenen sigorta primi, malikten tahsil edilmekte veya kiradan mahsup edilebilmektedir.
DASK’ı aktiflerinde kayıtlı olmayıp kiralamak suretiyle kullanılan gayrimenkulde mükelleflerin bu gayrimenkul için ödedikleri DASK sigorta priminin kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınması, belirli koşulların varlığı halinde mümkündür.
Taraflar arasında kira sözleşmesine bağlı kalınarak malik adına ödenen zorunlu deprem sigortasının kurum kazancının tespitinde 193 sayılı Kanun 40/1’inci maddesi uyarınca kira gideri olarak dikkate alınması gerekmektedir. Ayrıca malikin gerçek kişi olması durumunda brüte iblağ edilerek stopaja tabi tutulması ve brüt tutarın safi kurum kazancının tespitinde kira gideri olarak dikkate alınması gerekmektedir.
Buna karşın taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinde, DASK sigorta priminin ödenmesi konusundan herhangi bir hüküm yoksa kiracının ödediği DASK sigorta priminin kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınması gerekmektedir.
1.    Maddi Zararlara Karşı Zorunlu Olmayan Sigorta Poliçeleri
İşletmeler tarafından kiralanan işyeri veya lojmanları su basması, yangın, fırtına, hırsızlık, vb. zararlara karşı güvence altına alınması amacıyla sigorta ettirilmektedirler. Zorunlu olmayan bu sigorta poliçelerine ait tutarların safi kazancın tespitinde indirim olarak dikkate alınması konusunda tereddütler bulunmaktadır.
İşletmenin, malik adına bina veya meskeni sigorta ettirmesi kiracı açısından sigorta gideri kapsamında değildir. Çünkü mal sahibine ait olan bina veya meskenin sigorta kapsamı işletmenin faaliyetinin devamlılığını sağlayacak bir tedbirden ziyade binanın varlığı korunması ile ilgilidir. Dolayısıyla kira sözleşmesine bağlı olarak kiralayan adına ödenen sigorta poliçelerinin sigorta gideri olarak kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.  Fakat 193 sayılı Kanunun 40/1’inci maddesi uyarınca, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi kapsamında yapılan bir gider olduğundan kira gideri olarak kurum kazancının tespitinde indirim olarak dikkate alınması mümkündür. Ayrıca kiraya veren için bir menfaat sağlama olduğundan bahisle sigorta poliçesinin kiraya verenin gerçek kişi olması durumunda brüte iblağ edilerek stopaja tabi tutulması ve brüt tutarın safi kurum kazancının tespitinde kira gideri olarak kayıtlara alınması gerekmektedir.
Fakat taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinde, sigorta poliçelerinin ödenmesi konusundan herhangi bir hüküm yoksa kiracının ödediği sigorta poliçesinin kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınması gerekmektedir.
Buna karşın, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 316’ıncı maddesine göre kiracının kiraya verene karşı ve üçüncü şahıslara karşı özenle kullanma ve komşulara saygı gösterme borcu bulunmaktadır. Dolayısıyla, işletmeler tarafından mal sahibine ve üçüncü şahsılara karşı sorumluluğundan ötürü kiracı mali mesuliyet sigortası yaptırılması sonucu yapılan giderin sigorta gideri olarak kurum kazancının tespitinde indirilmesi mümkündür.
SONUÇ
İşletmelerin kiralamış oldukları fabrika binaları ve personellerine konut tahsisi suretiyle veya yurtiçi ve yurt dışı müşterilerinin konaklaması amaçlı kiralamış oldukları daireler için kira sözleşmesine bağlı olarak malik adına ödeneceğinden hareketle vergi, resim ve harçların ayrıca kiralanan gayrimenkuller için ödenen zorunlu veya isteğe bağlı sigorta poliçelerinin safi kazancı tespitinde gider olarak dikkate alınıp alınamayacağına ilişkin olarak tereddütler bulunmaktadır.
Kiralanan gayrimenkule ait çevre temizlik vergisinin vergi gideri olarak dikkate alınabileceği, kira sözleşmesinde malik adına ödeneceğine dair hüküm bulunması dâhilinde malik adına ödenen emlak vergisi, zorunlu deprem sigortası ve isteğe bağlı sigorta poliçelerinin kira gideri olarak kayıtlara alınması ayrıca ödemenin gerçek kişi adına yapılması durumunda brüte iblağ edilerek stopaja tabi tutulması ve brüt tutarın kira gideri olarak yazılması gerekmektedir.
Fakat kiracı ile kiraya veren arasında kira sözleşmesinde yukarıda sayılan ödeme türlerinin ödeneceğine dair bir hüküm yok ise çevre temizlik vergisi bu verginin mükellefinin binaların kullanıcıları olması nedeniyle hariç tutularak emlak vergisi ve zorunlu deprem sigortası ve isteğe bağlı sigorta poliçelerinin kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınması gerekmektedir.
KAYNAKÇA
1.    29.05.1981 tarih ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu
2.    21.06.2006 tarih ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu
3.    06.01.1961 tarih ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu
4.    18.05.2012 tarih ve 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu
5.    04.02.2011 tarih ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu
6.    Maliye Hesap Uzmanları Derneği, “2015 Beyanname Düzenleme Kılavuzu 1 Gelir Vergisi Kanunu” 2015, İstanbul
7.    https://www.dask.gov.tr/hakkinda.html (02.01.2018)
8.    https://www.dask.gov.tr/zorunlu-deprem-sigortasi-elektrik.html (04.01.2018)
9.    https://www.dask.gov.tr/zorunlu-deprem-sigortasi-su.html (04.01.2018)

[1] https://www.dask.gov.tr/hakkinda.html (04.01.2018)