SON YAZILAR

12 Şubat 2018 Pazartesi

Bir danıştay kararı: yetki süresi biten şirketlerde ortaklar dava açabilir

Alo Sgk | 09:18 | | | | |


Bir danıştay kararı: yetki süresi biten şirketlerde ortaklar dava açabilir

Av. Nazlı Gaye Alpaslan 
Hürses

Danıştay 4. Dairesi tarafından 27.10.2009 tarihinde verilen bir karar gereğince; “gayrifaal durumda olan şirketin, menfaatlerinin korunması açısından vergi kanunları uyarınca adına tesis edilen işlemlere karşı dava açma ehliyeti bulunmaktadır” şeklinde karar verilmiştir.

Bu karar, bu gibi olaylarda isabetli ve yerinde bir karar olma özelliğini taşımaktadır. Çünkü, uzun süre organını kaybetmiş ve imza sirküsü müddeti biten şirketlerde dava açma ehliyeti açısından uygulamada pek çok sorun yaşanmaktadır.


Limited şirketlerde veya anonim şirketlerde kimi zaman imza yetkili kimselerin imza yetki süreleri bitmektedir. Bu gibi durumlarda şirket resmi kurumlarla iş yapamaz, dava açamaz, vergi dairelerinde resmi yazışmaları takip edemez duruma düşmektedir. Bir görüşe göre, Limited şirket müdürünün imza yetkisinin bitmesi halinde bütün ortakların müdür gibi hareket edeceği ifade edilmektedir. Özellikle, yargıda dava açılması, avukatlara vekalet verilmesi, bankalarda hesap açılması, vergi dairesi nezdinde uzlaşma komisyonlarında uzlaşmaya iştirak edilmesi halinde imza yetkisi gündeme gelmektedir. Resmi kurumlara sunulamayan imza sirküleri dolayısıyla şirketin bütün resmi işleri adete sekteye uğramaktadır.

Bilindiği üzere, 2577 sayılı İYUK’nun 3. maddesi hükmü gereğince idari davaların açılması ile ilgili hükümlere yer verilmektedir. İYUK uyarınca idari yargı yerlerinde yazılılık ilkesi benimsenmektedir. İYUK’nun yine 3. maddesinde 4001 sayılı kanuna değişik şekline göre dava dilekçelerinin imzalı olması, imzasız dilekçelerin geçerli olmayacağı ve mahkemeler tarafından reddedileceği hüküm altına alınmıştır. Bu şekilde reddedilen dilekçelerin imza noksanlıkları daha sonra verilecek bir ara karar ile tamamlattırılabilir ve dava dilekçesi tazelenebilecektir.

Bu nedenle, 2577 sayılı İYUK’nun 4. maddesinde belirtilen yerlere verilen dilekçelerde dava dilekçesinin verileceği idari yargı yerinin niteliğine göre, “Danıştay Başkanlığına, Vergi Mahkemesi Başkanlığına veya İdare Mahkemesi Başkanlığına Gönderilmek Üzere Asliye Hukuk Hakimliğine ……… Konsolosluğuna” şeklinde ibarelerin bulunması gerekmektedir.

Yine aynı şekilde; örneğin, Danıştay Başkanlığına gönderilmek üzere Ankara İdare veya Vergi Mahkemesi Başkanlığına verilen dava dilekçesinin başına Ankara İdare/Vergi Mahkemesi Başkanlığı Aracılığıyla Danıştay Başkanlığına veya Danıştay Başkanlığına Gönderilmek Üzere Ankara İdare/Vergi Mahkemesi Başkanlığına şeklinde başlık atılması gerekmektedir.

Öte yandan; örneğin İstanbul İdare/Vergi Mahkemesine gönderilmek üzere İzmir İdare veya vergi mahkemesine verilen dilekçenin başlığının ise İstanbul İdare/Vergi Mahkemesi Başkanlığına Gönderilmek Üzere İzmir İdare/Vergi Mahkemesi Başkanlığına şeklinde olması gerekmektedir.[1]

Gerek dava açmada ve gerekse itiraz veya temyiz durumlarında   mutlak surette dava açmaya, dilekçeleri imzalamaya yetkili bulunulması gereklidir. Bu nedenle, uygulamada çeşitli nedenlerle davacı veya temyiz edenlerin imza yetkilerinin süreleri bitmiş veya taraflardan birinin vefatı nedeniyle özellikle de şirketlerde imza sirkülerinin geçersiz olması hallerinde ortada ciddi bir sorun bulunmaktadır. Örneğin, dava açıldığı tarihte bir limited şirketin müdürüne verilen yetkinin süresinin bitmesine 1 yıl kalmışsa kararın da çıktığı tarihte şirket sirkülerinin süresinin bitmiş olduğunu varsayalım. Bu gibi durumlarda, iki şey yapılabilir. 1-İmza sirküleri yeniden münasıp bir süre yenilenebilir. 2- Sirküler yeniden çıkartılabilir veya şirketin ortakları bir araya gelerek temyiz dilekçesini hazırlayıp, müştereken imzalayıp ortak sıfatıyla temyiz talebinde bulunabilirler.[2]

Ticaret şirketlerinin tasfiyelerini müteakip ticaret sicilinden silinmeleri ile tüzel kişilikleri sona ermiş olacağından, temyiz dahil, yargılamanın hiçbir aşamasında taraf olma ehliyetleri bulunmamaktadır. [3]

Vekilin vekaletname ibrazı şart olduğundan, vekaletname ibraz etmeyen vekilin dava açması ve dava ile ilgili işlemlerde bulunması mümkün değildir. İlgili mahkeme işin esası hakkında karar vermeden yukarıdaki keyfiyeti dikkate almalıdır.

Uygulamada kimi vergi mahkemesi kararlarının tek hakimle verdiği kararlar temyiz edilmesi esnasında bu temyiz dileklerinin bölge idare mahkemesine ortakların müşterek imzalı dilekçeleri ile bölge idare mahkemesine sunulması mümkündür. [4]

İYUK’nun 15/4. maddesine göre, kural olarak idari yargı mercilerince yapılan ilk inceleme sonunda dava dilekçelerinin İYUK md. 14/3 fıkrasında yazılı açılardan hukuka aykırılığın tespiti halinde verilecek kararlara karşı, kanun yolları müracaatında bulunabileceğini kabul etmiştir. Ancak...