SON YAZILAR

20 Şubat 2018 Salı

Vergi kabahatlerinde tekerrür sorunları

Alo Sgk | 09:09 | | |


Vergi kabahatlerinde tekerrür sorunları

Bumin DOĞRUSÖZ
Dünya Gazetesi

Tekerrür, bir suçtan dolayı cezanın kesinleşmesinden sonra, tekrar suç işleyenlere, ilk suçun yaptırımının suçu önleyicilik işlevinin yetersiz kaldığı görüşü ile verilecek cezanın artırılması şeklinde tanımlanabilir. Tekerrür müessesesi özünde, suç failinin suç işleme eğiliminin önlenmesinde ve failin suç işlemekten alıkonulmasında verilen önceki cezanın yetersiz kaldığı, sonraki cezanın bu maksatları da gerçekleştirebilmesi için artırılması gerektiği düşüncesine dayanmaktadır.


Vergi suçu (VUK md.359) açısından belirleyici olan Türk Ceza Kanunu'dur. Ceza Kanunu'nun 58. maddesinde, tekerrür koşullarını belirlemiş, ancak ceza artırımı öngörmemiş, buna karşılık cezanın “mükerrirlere özgü infaz rejimi’ne göre infaz edileceği belirlemesini yapmıştır. 
Vergi kabahatlerinde tekerrür ise Vergi Usul Kanunu'nun (VUK) 339. maddesinde, şu şekilde düzenlenmiştir:

"Vergi ziyaına sebebiyet vermekten veya usulsüzlükten dolayı ceza kesilen ve cezası kesinleşenlere, cezanın kesinleştiği tarihi takip eden yılın başından başlamak üzere vergi ziyaında beş usulsüzlükte iki yıl içinde tekrar ceza kesilmesi durumunda vergi ziyaı cezası yüzde elli, usulsüzlük cezası yüzde yirmibeş artırılmak suretiyle uygulanır."

Aktardığımız maddeye göre, sonraki fiillerin cezasının tekerrür hükümleri uyarınca artırılabilmesi için, önceki fiil için kesilen cezanın hem aynı türden olması hem de kesinleşmiş bulunması gerekmektedir.

Buradaki ilk anlamsızlık kesinleşme ile izleyen yıl başı arasında kesilen cezaya tekerrür hükümlerinin uygulanmamasıdır. Yıllar önce Vergi Konseyi'nin bir çalışması dolayısıyla Gelir İdaresi'ne sorduğumda, “tekerrür hükümleri kabul edildiğinde idarenin yapısının gün be gün cezaların kesinleşmesini izlemesinin olanaksızlığı” cevabını almıştık. Ancak günümüzün teknolojik gelişmeleri ve idarenin bu gelişmeleri faaliyetlerinde son derece başarılı şekilde kullanıyor olması dolayısıyla, bu gerekçe artık geçerliliğini yitirmiştir. VEDOP’a eklenecek basit bir uygulama ile bu sorun rahatlıkla aşılabilir ve bu anlamsızlık ortadan kaldırılabilir. 

Burada bir başka sorunla da karşı karşıyayız. Tekerrür uygulaması için, kanundaki koşullara uymak yeterli midir, yoksa uygulamada cezaların dönemlerine de dikkate etmek gerekir mi? Örneğin bir vergi dairesi, bir mükellefe 2007 yılında sözleşmeden doğan damga vergisi dolayısıyla vergi ziyaı cezası kesmiş, mükellefte cezanın tutarını dava konusu etmeye değer görmeyerek ve indirim hükümlerinden yararlanarak vergi ve cezayı ödemiştir. Daha sonra 2008 yılında bu mükellefin 2004 ve 2005 yılı hesapları incelenmesi sonucunda hakkında cezalı vergi tarhiyatı yapılmış, ancak cezalar daha önce kesinleşmiş vergi ziyaı cezasının bulunduğu gerekçesi ile tekerrür hükmü uyarınca yüzde 50 oranında artırılarak kesilmiştir.

Burada tekerrür uygulaması ilk bakış itibariyle ve şeklen doğru gibi gözükmekteyse de hem tekerrür müessesesinin ihdas amacına hem de mantığına aykırıdır. Çünkü bu uygulamada 2007 yılında işlenen bir fiile kesilen...

Kaynak ve Yazının Devamı ► https://www.dunya.com/kose-yazisi/vergi-kabahatlerinde-tekerrur-sorunlari/403929