SON YAZILAR

5 Mart 2018 Pazartesi

Türkiye Büyük Millet Meclisine Sevk Edilen Son Kanun Tasarısına Göre Grup KDV Mükellefiyeti

Alo Sgk | 16:48 | | |


Türkiye Büyük Millet Meclisine Sevk Edilen Son Kanun Tasarısına Göre Grup KDV Mükellefiyeti

Ağzem Turan
Yeminli Mali Müşavir
Bağımsız Denetçi
E. Vergi Müfettişi
agzem@eyubogluymm.com



Maliye Bakanı Sayın Naci AĞBAL’ın bir süre önce mükelleflere haberini ve müjdesini vermiş olduğu Katma Değer Vergisi reformunun ayrıntıları 27.02.2018 tarihinde meclise sevk edilen Kanun tasarısı ile belli oldu. Kanun tasarısında mükellefler tarafından heyecanla beklenen, sonraki dönemlere devreden KDV’nin iade edilebilmesinin önü açıldı. Kanaatimizce de 33 yıldır yürürlükte bulunan Katma Değer Vergisi Kanununda en köklü değişiklik bu olmuştur. Ayrıca grup şirketlerinde tek KDV beyannamesi verilmesi, 3 ay içinde iade edilmeyen KDV’ler için tecil faizi oranı ile birlikte ödemenin yapılması, serbest meslek erbabı ve küçük işletmeler için ‘hasılat esaslı vergileme sisteminin getirilmesi ayrıca işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler tarafından ödenecek KDV’nin takip eden değil bir sonraki ayda ödenebilecek olması, değersiz hale gelen alacaklara ilişkin teslim ve hizmet nedeniyle hesaplanmış olan KDV indirim konusu yapılabilecek olması ve daha birçok düzenleme söz konusu kanun tasarısında yer almaktadır. Biz bu yazımızda toplam 25 maddeden oluşan bu kanun tasarısının mevcut haliyle yasalaşması halinde mevzuatımıza yeni girecek olan Grup KDV mükellefiyeti konusuna değinmeye çalıştık

Kanun tasarısının 2. maddesi ile KDV Kanunun Mükellef başlıklı 8. Maddesine (ç) bendi ve maddenin 2 numaralı fıkrasının üçüncü cümlesi ‘ Bu gibi sebeplerle fazla veya yersiz hesaplanan ve Hazineye ödenen vergi, Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslara göre işlemi yapan mükellefe iade edilir. Şu kadar ki söz konusu iadenin yapılabilmesi için işlemle ilgili beyanların düzeltilmesi ve fazla veya yersiz hesaplanan verginin satıcı tarafından alıcıya geri verilmesi şarttır.’ İfadesi eklenmiş ayrıca 3. 4. ve 5. Fıkraları teselsül ettirilerek yeniden düzenlenmiştir. Bu maddede yer alan reform niteliğindeki asıl değişiklik ise 4.  fıkrada yer alan grup şirketlerinin KDV beyannamelerini birleştirilebilmesine olanak sağlayan düzenlemesidir. Buna göre ‘ Maliye Bakanlığı, kurumlar vergisi mükelleflerinin talebi üzerine, katma değer vergisi beyanlarının birleştirilmesine ilişkin olarak en az %50 oranında ortağı olduğu diğer kurumlar vergisi mükellefleriyle birlikte, talepte bulunan kurum nezdinde grup katma değer vergisi mükellefiyeti tesis ettirmeye, kapsama dâhil olacak mükellefleri sektörler, işletme büyüklükleri, iş hacimleri, doğrudan veya dolaylı olarak ortaklık durumu ve diğer vergilerden dolayı mükellef olup olmadıklarına göre tespit etmeye bu fıkranın uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.’ Hükmü getirilmiştir. Bahsi geçen grup katma değer vergisi mükellefiyetine örnek olarak İngiltere de benzer bir uygulama devam etmektedir. Söz konusu ülke uygulamasında genel olarak; şirket merkezlerinin veya şubelerinin İngiltere’de kurulu olması, ortak bir yönetimin altında yer alması, yıllık iş hacminin 10 milyon sterlinin üzerinde olması, yapılan iş nedeniyle oluşan kar veya faydalarının %50 sinden fazlasının 3. Kişilere ait olmaması, söz konusu işlemlerin tek bir hesapta takip edilmesi, grup KDV mükellefi şirket hesaplarının herhangi bir 3. Şirket içinde konsolide edilmemesi şartları yer almaktadır. Bu ülkedeki uygulama örneğinde Grup KDV beyannamesinin hazırlanması ve verilmesinden, süresinde gerekli ödemelerin yapılmasından, grup şirketleri adına KDV iadelerin alınmasından temsilci üye ( representative member ) sorumludur. Ancak grup şirketlerin tamamı ödenecek KDV’den müşterek ve müteselsil sorumlu tutulmaktadır. Vergiden kaçınma amaçlı yapılan başvurular veya ödenecek KDV’nin önemli ölçüde erozyona uğrama olasılığı durumlarında ise idarenin başvuruyu reddetme hakkı bulunmaktadır. Şahsi düşüncemize göre ülkemizdeki uygulama da büyük ölçüde bu doğrultuda olacaktır. Uygulamada bir kısım mükellefler kendilerince vergi planlaması yapmak amacıyla bir şirketindeki devreden katma değer vergisini, KDV ödeyen diğer şirketine aktarabilmek için fiktif işlemler yapabilmekteydiler. Aslında sahte belge düzenleme fiiline giren bu uygulama firmalar açısından büyük sorunları beraberinde getirebiliyordu. Yerinde olduğunu düşündüğümüz bir düzenleme olan bu maddeye göre ülkemizde artık grup şirketlerinin belirli şartları sağlaması koşuluyla kendi aralarında tek bir beyanname vererek ek finansman yükünden kurtulma olanağı getirilmiş oluyor. Ancak bu imkândan hangi mükellef gruplarının yararlanabileceği maliye bakanlığının yapacağı düzenleme neticesinde belli olacaktır. Son olarak da ilgili maddenin 5.fıkrası ile KDV kanunun 1. Maddesinin 3-g bendinde sayılanlar yani; ‘Genel ve katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyeler ve köyler ile bunların teşkil ettikleri birliklere, üniversitelere, dernek ve vakıflara, her türlü mesleki kuruluşlara ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından kurulan veya işletilen müesseseler ile döner sermayeli kuruluşların veya bunlara ait veya tabi diğer müesseselerinin ..’ için de grup KDV mükellefiyeti tesis ettirmeye Bakanlık tarafından yetki alınmıştır. Ancak uygulamanın ne şekilde olacağı, şu anda plan bütçe komisyonuna gönderilen Kanun Tasarısının Meclisten ne şekilde geçeceğine ve Bakanlığın bu konuda yapacağı alt düzenlemelere göre netlik kazanacaktır.